Bursa
Parçalı Bulutlu
17°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Ertuğrul Mat
Ertuğrul Mat
ertugrulmat@lifebursa.com

Ne güzel bir dosttu...

11 Aralık 2020 Cuma, 10:40

İrfan bey, 3 dönem Kırklareli CHP İl Başkanlığı,3 dönem Kırklareli Milletvekilliği, iki defa da Turizm Bakanlığı yapmış, kurt bir politikacıydı.
Tam bir kongre kazanma ve siyasi analiz yapmak uzmanıydı.
İstihbarata önem verir; istihbarat verilerini de çok iyi okurdu.
Daha önce tanışmıyorduk. 2004 yılında Türk Parlamenter Birliği Kongresinde aynı listede yer alınca tanıştık.
Kosovalıydı, babası da Kırklareli'nin bozacısıydı.
Ortaokul ve lise çağlarında boza siparişlerini evlere teslim ederdi, okul saati dışındaki zamanlarda.
İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirirken, bir gençlik lideri olarak da tanınmaya başlamıştı..
Tabii ki, memleketine dönünce, hem adliyede, hem de siyasette tanınan bir isim oldu..
Basamak basamak yükseliyor, adım adım Ankara'ya doğru yürüyordu.
Ankara'ya vardığında artık, tanınan ve güvenilen bir siyasetçiydi..
İlk Tansu Çiller hükümeti kurulurken, partisi onu İnsan Haklarından sorumlu Devlet Bakanlığı'na düşünmüş, Algan Hacaloğlu'nu da Turizm Bakanlığına..
Kuliste, Algan Hacaloğlu'nu ikna edip, Genel Başkan'a göndermiş, kendisi çok arzu ettiği Turizm Bakanlığı'na geçmişti.
İkinci Tansu Çiller Hükümeti kurulurken, o zaman liderliği ele geçirmiş olan Baykal'a çok yakın olan Mehmet Sevigen'in Turizm Bakanlığı için kulis yaptığını tespit edince,O'na arkadaşı olan bir gazeteci ile bir zarf göndermiş, içine de, yüzme bilmeyen Mehmet Sevigen'in Antalya sahillerinde bir şamreyel (siyah renkli kamyon iç lastiği) ile denizde çekilmiş bir fotoğrafını koymuş, bir kağıda da, "Gazeteciler için ne güzel bir poz!.." diye yazmış, anında Mehmet Sevigen'i bertaraf etmişti.
Bakan olunca, İstanbul'a gitmiş, arkadaşları O'nu Yeşilköy'de karşılamışlar ve Yeşilköy'deki Balıkçı Hasan'a götürmüşler, hesap geldiğince, davet sahiplerinin mosmor olduklarını gülerek anlatırdı.
Bakan Bey bir davette yemek yerken, ayrı bir masada şoförü ve korumasını ağırlamak da adettendir.
İrfan Bey'in korumalarına da bir masa açılmış, ama İstanbul'un uyanık "eskort" polisleri, " Beleş yemek var." diye, civardaki devriyeleri de çağırmışlar.
"Ev sahibi kim olursa olsun o kalabalığın yediklerinin de dahil olduğu hesap pusulasını görünce mosmor olur." derdi rahmetli.
İrfan bey, ertesi gün Vali beye telefon edip, İstanbul'a gelişlerinde "Eskort istemediğini" söylemiş, Vali beyin, "Aman efendim protokol böyle gerektiriyor." demesine de aldırış etmemişti.
İlk Bakan olduğunda, tabii kırmızı plaka ile seçim bölgesine de gitmiş, İğne ada Belediye Başkanı, muhteşem bir yemekle kendisini ağırlamış bir müddet sonra da Bakan beye iade-i ziyarette bulunmuştu.
İrfan bey, çay kahve ikram ettikten sonra müsteşarını çağırmış, "Başkan'a nasıl yardım ederiz?" diye sormuş, müsteşar da Türkiye'de bütün belediyelere ayrılan tahsisatın 5 milyar olduğunu söyleyince, Belediye Başkanı "İşin zor sayın Bakan! Bana müsaade" deyip kalkmış..
Ne oldu ki? diye anlamaya çalışan Müsteşarına İrfan Bey,"Yahu İğne adayı ziyaretimde Başkan'ın sadece yemek masrafı 2 milyardı" dediğini gülerek anlatırdı.
Türk Turizminin güneş ve denizden ibaret olmadığını ilk söyleyen olmuş, dağ tarih ve kültür turizminin de geliştirilmesini programlamıştı..
Kapadokya'ya dikkati çekmek için, gazetecileri davet edip, balonda nikâh kıydırmış, evlenen çiftin nikâh şahidi olmuştu.
Çok vefalıydı..
Deniz Baykal'ın en zor, en terkedilmiş, artık siyaseten öldüğünün sanıldığı günlerinde hep yanında olmuş, Bakan olarak her sabah telefon edip hatırını ve bir arzusu olup olmadığını sormuştu.
Bir yere gidecekse de, araba tahsis etmişti.
Deniz Baykal kuvvetlenip Genel Başkan seçildiği zaman kendisi de CHP Haysiyet divanı üyesi olmuştu.
Deniz Baykal, Mustafa Sarıgül'ü ihraç etmek istediği zaman; "hukuki deliller kafi değil.." demekten de geri kalmamıştı.
Bunun üzerine Deniz Baykal Olağan üstü kongreyi toplamış, İrfan bey Haysiyet divanındaki arkadaşlarını tasfiye etmiş; yeni haysiyet divanı Sarıgül'ü ihraç etmiş; ama Sarıgül Mahkeme Kararıyla geri dönmüştü.
Baykal ise en kötü gününde hep yanında bu olan arkadaşını terk etmekle kalmıştı.
Esasında, bonkör bir adamdı, ama paraya kıyamıyormuş gibi, görünmekten hoşlanırdı.
Hukuk Fakültesi arkadaşlarımla İğne adaya gitmiş, dönüşte kendisini telefonla aramış ve Kırklareli'ndeki meşhur bir köfteciyi sormuş, "Patrona senin selamını söyleyeyim miyim?" demiş ve "Orası ufak bir yer, sığmazsınız.." cevabını almıştım..
Vakıf'taki arkadaşlar, "Niye böyle söyledin?" dediklerinde,"Ertuğrul bey, 'İrfan beyin arkadaşıyım' derse, patron hesap almaz, faturayı bana yollar " cevabını verdiğini bana duyurmuşlardı.
Ben de, patronla bir selfie çekip, İrfan beye göndermiş, "Patron hesap almadı" notunu koymuştum.
Tüpav 'ın (Türk Parlamenterleri Vakfı) o günkü Başkanı Özer Gürbüz'ün "Ertuğrul şaka yapıyor, sana hesabı yıkmaz" demekten göbeği çatlamış; ama inandıramamıştı.
Türkiye'nin her yerinde ne yetişiyor, bilirdi.
Sizi bulunduğunuz yerde telefonla yakalar; Konya'daysanız, küflü peynir, Kamandaysanız ceviz siparişi verirdi.
TÜPAV'daki eski arkadaşlarımızı 3 sene evvel Bursa'da ağırlamıştık.
Sevgili kardeşim, Osman Gürçay, müthiş bir program hazırlamıştı.
Oteldeki veda gecesinde eğleniyor, bazı arkadaşlar da şiir okuyordu.
Ben de Can Yücel'den Eğer'i okudum..
Bana takılmak için, "Bildiğimiz şiirleri okusana" diye bağırmış; ben de ilk okul talebesi gibi hazır ola geçmiş, selam verip,
"Kedim! Daha süt emer,
Miyav..Miyav der.
Ne de yaramaz?
Benekli kedim.."
diye okumaya başlamıştım..
Çok gülmüştük.
Bazen, "Seni o kadar iyi tanıyorum ki, ezbere biyografini yazarım " derdim O'na.
Kadere bak ..
Corona bize neler yazdırdı.
Huzur içinde yat kardeşim!

Mekânın cennettir inşallah..


Aşağıdaki fotoğraf:
Nisan 2017'de İrfan bey eşi Nurten hanımla Bursa Tophane'de...