Bursa
Parçalı Bulutlu
7.9°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Ertuğrul Mat
Ertuğrul Mat
ertugrulmat@lifebursa.com

Siyaset umut verme sanatıdır

08 Ağustos 2020 Cumartesi, 12:51

Türkiye’de uzun yıllar, solu temsil ettiğine inanılan CHP, halka umut veremediği için iktidar olamıyor. Halka umut vermek yerine parti içi kavgalar ön plana çıktığı, halk sıkıntı çekerken, “Olsun CHP var” diyemediği için, demokrasimiz rahat nefes alamıyor..

Türkiye’de sol ilk defa, 1965 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nin ağzından, seçmene “Marabalar..Irgatlar.” diyerek  dokunmaya çalıştı. Partinin mahdut imkânlarına rağmen, bu söylem seçmen de karşılık buldu ve TİP Meclise 15 milletvekili soktu. Bunda 1963 yılında Ecevit’in Çalışma Bakanlığı zamanında çıkarılan “Toplu sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu” ile güçlenen sendikalaşmanın da rolü vardı.

TİP’in çok güçlü ve donanımlı bir kadrosu vardı.

Ama ne yazık ki, solun fraksiyon kavgalarından o da nasibini aldı.

Bunun için, halkın ekseriyetinin gönlüne dokunamadı. O tarihlerde DİSK’in şiddete meyyal mitingleri, önceden miting meydanı ve yol boylarına, odun, demir çubuk yığınakları yapmaları, zaman zaman bu yığınakları kullanarak, iş yerlerini tahribe yönelmeleri, seçmenin sola bakışlarında tereddütler yarattı.

CHP ise ilk defa 1973 seçimlerinde Ecevit’in ağzından “Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen”  diyerek, insanlara umut veren bir slogan kullandı ve MSP ile koalisyon yaparak iktidara geldi. Ama kadroları, zihinlerindeki kalıpları yenemediği için, uzun yıllar iktidarda kalamadı.
Kıbrıs’a çıkarma yapmayı başardı; ama, Erbakan’ın “Onlar ortak biz Pazar” inancını yenemedi, iktidarı muhafaza uğruna, Avrupa Birliği hayalini feda etti.

O koalisyonun kadroları, işçi dövizini enflasyon sebebi, barajları lüzumsuz yatırım, Ortak Pazar’ı, kapitalist düzenin tuzağı gibi görüyordu.

Düzeni değiştirmek iddiası ile iktidara gelmişlerdi ama, Ordu’nun Mesudiye ilçesinde bir “Köy-Kent” kurduklarını sanarak, hayallerini siyaset dünyasının tuvaline çizmişlerdi.

O tarihte CHP ‘lilerin hayallerindeki köy, Mahmut Makal’ın “Bizim köyü” değil; fotoğraflarını gördükleri Baltık ülkelerindeki köylerden biriydi.

Cahit Sıtkı gibi.

“Orada bir köy var uzakta..

Gitmesek de, görmesek de, o köy bizim köyümüzdür” diyerek, Mesudiye’de sanki hayallerindeki köyü resmediyorlardı.

Onlar, sosyalizmin köyü romantizmini Mesudiye’de yaşarken, Ordu’nun başka bir ilçesinde, Fatsa’ da, Belediye Başkanı terzi Fikri  “komün” kurmuştu

Terzi Fikri o günün, Tunceli’nin bugünkü komünist Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlusu’ydu.

Sanıyorlardı ki, O başardıysa, Cumhuriyet Halk Partisi de başarabilirdi.

Anlamadıkları terzi Fikri, mutluluk resmi yapmıyor; inandıklarını hayata geçiriyordu tıpkı bugünün komünist Tunceli Belediye Başkanı gibi.

İmece usulü ile halkı çamurlu yollardan kurtarıyor, halk komiteleri kurarak, iktidarı halkla paylaşıyordu.

Terzi Fikri, okuyan, sosyalizmin tarihini ve tatbikatını bilen bir insandı.

18 Mart 1871 ‘den, 28 Mayıs 1971 kadar yaşayan kısa süreli Paris Komünü ’nü kendisine model almıştı.

Oysaki CHP’lilerin her birinin ayrı bir sosyalizm inancı vardı.

Maçoğlu da, şimdi köylüleri, kadınları örgütleyerek, Tuncelilerin refahtan pay almalarını sağlıyor.

Bizdeki sosyalist ve komünistlerin romantizmi hiç bitmez.

Komün kuracaklarına, komün resmi çizer, sonra da gidip önünde fotoğraf çektirirler.

Şimdi de bizim salon sosyalistleri, Tunceli’ne gidip, Başkanla Selfie çekip, sosyal medyada paylaşmayı sol siyaset yapmak sanıyorlar.

Geçenlerde iki genç mimar kızımız Maçoğlunu ziyaret edip, icraatlarını konuşup, sorular sorduklarında, Başkan Maçoğlu, “Oh be! ;İlk defa yanıma benimle selfie çekmek için değil de, icraatlarımı konuşmaya iki genç kızımız geldi..” demişti.

O zaman CHP Genel Merkezi’ndeki tatlı su kurnazları ise, Türkiye’nin en güçlü gazetesi Hürriyetin o tarihteki başyazarının Mesudiyeli Oktay Ekşi’nin gönlünü alarak, basının tam desteğini kazanacaklarını sanıyorlardı.

Tabii olmadı…

CHP; sol söylemlerle zengin kesimlerden rey alan bir parti halini aldı.

Ankara’da servet sahipleri Çankaya’da, CHP’ ye, yoksul kesim Altındağ’da Adalet Partisine rey veriyorlardı.

Çünkü, ne CHP’yi yönetenler, ne de CHP ‘ye rey verenler sosyalizmi biliyordu.

Ayrıca, o tarihlerde CHP’liler, Kemalizm’in laiklik ilkesini dar kalıplara kilitlemiş, ateistlerin maskelerini görmezken; karşı taraf da dini değerleri savunurken, şeriat devleti kurmak hayalleri kuranların esiri oluyordu.

İşin en hazin tarafı, sağ politikalar kendisini yenilerken, sol politikaları çağdaşlaştırması gereken CHP‘de, sol kültür erozyonu yaşanıyor.

Genel Merkezde ne kadar CHP’li varsa, o kadar sol politikalar tarifi var.

Bakıyorsunuz CHP, ne kuş, ne deve.

Bunun için ülkenin derdini kuşa yükleyemiyor; deveyi de kafese sokamıyor.

Ülkenin derdi bu.