Bursa
Parçalı Bulutlu
7.6°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Ertuğrul Mat
Ertuğrul Mat
ertugrulmat@lifebursa.com

Türk Siyasetinde kim sağcı; kim solcudur (*)

10 Ağustos 2020 Pazartesi, 13:59

Reis-i Cumhur ve Cumhuriyet Halk Fırkası Reisi İsmet Paşa,10 Mayıs 1946 günü toplanan CHF(P) Olağanüstü Kurultayında: Partimizin programı, sınıf esası üzerine cemiyet kurulmasını menetmiştir. Bu maddenin kaldırılmasını, tetkik edeceksiniz. Biz, kendi programımızda, sınıf mücadelesini istemeyen ve sınıf menfaatleri arasında ahenk arayan esasta kalacağız. Vatandaşlardan, sınıf menfaatleri üzerine cemiyet ve parti kurmak isteyenlere, kanun yolu ile mani olmayacağız.” diyerek, Türkiye’de başlayacak olan çok partili hayatın sola açık olacağını ve Türkiye’de sol siyasetin kanunileşeceğini ifade etmişlerdir.

Nitekim, İsmet Paşa’nın bu direktifi üzerine hükûmet, 10 Haziran 1946 tarihinde Cemiyetler Kanunu’nda değişiklik yaparak, sınıf esasına dayanan dernek kurma yasağını kaldırmış ve “parti-sendika-dernek vb.” gibi örgütleri kurmayı yasak kapsamından çıkarmış, ceza kanununda da buna paralel değişikleri yasalaştırmıştır.

Reis-i Cumhur ve Cumhuriyet Halk Fırkası Reisi İsmet Paşa’yı, partisinin olağanüstü kurultayı toplamaya ve kanunlarda değişiklik yapıp sol siyasetin önünü açmaya sevk eden sebep, Sovyetler Birliğindeki gelişmelerdi.

Türkiye’nin Sovyetler Birliği Büyük Elçisi Selim Sarper’i davet edip, 19 Mart 1945 ‘te süresi biten 1925 tarihli dostluk anlaşmasının uzatılmayacağını, Montrö anlaşmasının revize edilmesini ,Çanakkale ve İstanbul Boğazlarında, Sovyetler Birliği’ne üs verilmesini ve 1917 tarihli Brest-Litovsky anlaşması ile Türkiye’ye verilen Kars ve Ardahan’ın Sovyetler Birliğine iadesini talep etmiştir.

Stalin bu hamlesi ile sadece Türkiye’nin demokratik düzene geçme politikalarını değil; bütün Orta Doğu’nun kaderini etkileyecek bir hata yapmıştır.

Türkiye  26 Haziran 1945 tarihinde San Fransisko’da Birleşmiş Milletler Şartını imzalayarak , çok partili demokratik düzenin yolunu açmış, Nuri Demirağ, Millî Kalkınma Partisi’ni kurmuş, Demokrat Parti’nin kuruluş hazırlıkları tamamlanmıştı.

İsmet Paşa’yı, Milli Kalkınma Partisi değil ama, Demokrat Partin’ in kuruluşu endişelendiriyordu.

Bunun için kendisine yakın Akşam Gazetesi’nde Demokrat Parti’nin kuruluşundan bir gün evvel 6 Ocak 1946 tarihinde Necmettin Sadak’ın yazdığı Başmakalede, CHP’nin sol kulvarının boş olduğunu yazması, seçmen kitlesinde, kurulacak olan yeni parti lehine yaşanacak bir çözülmeyi önlemenin son gayretleri olarak değerlendiriliyor.

Şimdi söyleyiniz bakalım, Biz, kendi programımızda, sınıf mücadelesini istemeyen ve sınıf menfaatleri arasında ahenk arayan esasta kalacağız.” Diyen, “Sol kulvarını boş bırakan“  İsmet Paşanın CHF(P) ‘si, sol bir parti midir?
Yoksa dünyadaki bütün Cumhuriyetçi partiler gibi sağ bir parti midir?

Diyeceksiniz ki,” Sonradan programı değişti, ortanın soluna geçti.”

Peki!.. O zaman, kuruluş iradesinin dışına çıkan parti, Mustafa Kemâl’in Partisi midir?

NOT:

İsmet Paşa’nın 10 Mayıs 1946 tarihinde yaptığı konuşmadan sonra, 1921’den beri TKP şemsiyesi altında yer altında yaşamaya çalışan Türk solu bütün fraksiyonları ile sahneye çıkmış, 6 ay kadar sürecek olan bahar havasında, 100 yakın sendika ve dernek, 6 sosyalist parti kurulmuştu. Kurulan Denek ve sendikaların 38 ‘i TKP tarafından organize edilmişti.

Eğer CHF(P) sol bir parti olsaydı, sol kulvarı dolu olsaydı, 6 ay içinde bu kadar sol dernek ve parti kurulur muydu?

NOT: Ben bir akademisyen değilim, ülke kaygısını önde tutarım. Benim sosyal medyada, ufacık bir fikir bahçem var, orada olaylara bir siyaset ve hukuk tatbikatçısı olarak bakarım.

Nezaket ve hitap muaşeretini bilenlerden İsmail Öztürk bey Amerika’dan, Serdar Gürpınar bey Erzurum’dan, Kemâl Müezinoğlu bey, Bursa’ dan, Vecdi Aksakal bey  Trabzon’dan, Ertuğrul Özcan bey Sinop’tan  arada sıra, bu bahçeye uğrar, bazen köy kahvesindeki aşık atışması gibi atışıp, çay içip giderler. O bahçe benim fikir dünyamın Hyde Park’ıdır.

Bu bahçede elbette, diğer partiler de tartışılacak.