Bursa
Parçalı Bulutlu
8.2°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Ertuğrul Mat
Ertuğrul Mat
ertugrulmat@lifebursa.com

Yanlış anlayanlara...

14 Aralık 2020 Pazartesi, 09:40

Mazur görün, bu zaruri bir açıklama;

Son günlerde arka arkaya yazdığım yazılarda, "Cami Merkezli " hayat dayatmasını dile getirince, bazı sayfa dostları üzülmüş, onlardan biri kibarca, "Sizin bu camilerle sorunuz ne?" diye sordu. Bir diğeri de,"Camiye gitmekte bir beis mi var?" diye sorduktan sonra, "Son paylaşımlarınızdaki cami ve inanç aleyhindeki paylaşımlarınızdan dolayı çok üzüldüm; bir çok kişinin de üzüldüğünü düşünüyorum... Saygılar." diye ilave etmiş.
Her ikisine de kısaca:
"Yanlış yorumluyorsunuz kardeşim,
Ben Kur'andaki İslam'a gönül vermiş, çok şükür, din kültürümüze " İslam'ın şartları" olarak girmiş bütün vazifeleri yerine getirmiş ve bu yolda devam eden bir insanım.
Bunların "Cami merkezli hayat" dedikleri , tarikat ve cemaat kültürüdür.
Elbette camiye gitmekte bir behis yoktur.
İnsan nerede huşu içinde ibadet ediyorsa, orada Allah'a yönelir.
Ama camiye gitmek, işe girmek, terfi etmek için referans olursa, bu cami merkezli hayat olur."

Diye cevap verdim.

Verdim ama; hatırladım ki, beni hiç tanımayan bir nesil var.
Bu yeni neslin yazdıklarımı doğru değerlendirmesi için, mutat dışına çıkarak, biraz ve bir kereye mahsus olmak üzere, manevi dünyamdan biraz bahsetmek gerektiğine inandım...
Hani Hazreti Mevlana:
"Lakin bir lafa bakarım, laf mı diye,
Bir de söyleyene bakarım, adam mı diye"
diyor ya..
Okuyucularım, bu lafları yazıp, söyleyenin nasıl bir adam olduğunu bilip, beni öyle değerlendirsin diye sarıldım kaleme.
Bak kardeşim! Cami mi dediniz siz?
Üniversitede okurken son ders saat 13'e kadar devam ettiğinde devamsızlık notu almak bahasına, cuma namazına giderdim.
Sonra nasip oldu; Mekke'de Mescid-i Haram, Medine'de Mescid-i Nebevi, Bağdat'ta Abdülkadir Ceylani ve İmam Azam, Kahire'de El Ezher; İslamabat'ta Projesini Vedat Dalokay'ın çizdiği Faysal, Jakarta'da İstiklal, Üsküp'te Murat Paşa, Saray Bosna'da Gazi Hüsrev bey, Tiran'da İskender Paşa, Canada Calgary'de Bahitun Nur, Kafkasya Algide'de Maykop, Kırım Bahçesaray'da Büyükhan, Edirne'de Selimiye, Konya'da Şemsi Tebrizi, Sultan Selim ve Alaattin, Sinop'ta Alaattin, Ankara'da Hacı Bayram-ı Veli, Kocatepe, Bursa'da Ulucami, Emir Sultan, Yeşil, Muradiye, Hüdavendiğar, Diyarbakır'da Dört Ayaklı Minare, İstanbul'da Sultanahmet, Süleymaniye, Şehzadebaşı, Fatih, Beyazıt, Yıldız, Tophane Kılıç Ali Paşa, Mihrimah Sultan Camileri'nde namaz kıldım.
Tahran'da cuma namazı tek bir camide kılındığı için milyonlarca kişiyle birlikte caddeye serdiğimiz seccadelerle saf tuttuk.

Aklıma gelenler bunlar.
Bana "Camiye gitmekte behis mi var?" diyen kaç kişiye nasip oldu bu?
İnanç mı dediniz siz?
Kabeyi tavaf ettim. Hazreti Peygamberin ve O'na gönül verenlerin kabirlerini ziyaret ettim. Alevi değilim ama, Kerbelâ ve Necef'e gidip, Hazret- i Ali'nin ve Kerbelâ şehitlerinin topraklarına yüz sürdüm. Ankara' da Hacı Bayram-ı Veli, Bağlum'da Abdülhakim Arvasi, İstanbul'da Emirsultan, Eyüp Sultan, Merkez Efendi, Yahya Efendi, Aziz Mahmud Hudai, Ahmed Ziyaeüddin Gümüshanevi, Mehmet Zahit Kotku, Konyada Hazret- i Mevlana, Şems-i Tebrizî, Kırıkhan'da Beyazid- i Bestamî, Urfa'da Makam- ı İbrahim, Bağdat' ta İmam- ı Azam, Abdülkadir Ceylanî, 12 imamdan Musa Kâzım, Mekke, Medine, Şam ve Amman civarındaki sehabe mezarlarını ve hani bugünkü iktidarın itibar ettiği Cübbeli Ahmet' in "Nakşibendi tarikatının Halid- i Bağdadî kolundanım derseniz direkt cennete gidersiniz." diyor ya, işte o Halid- i Bağdadî'nin Şam'ın tepelerindeki kabrini de ziyaret ettim.
Daha bir başka şey söyleyeyim mi?
Rahmetli Erbakan ve Turgut Özal' ın mensup olduğu İskender Paşa Cemaati'nin lideri Mehmet Zahit Kotku , istiareye yatıp "uygundur" dediği için kayınpederim kızını bana verdi. Dinî niķâhımı da, Nakşibendilerin Karadeniz yöresinde en hürmet edilen ismi Ali Yücel kıydı. Hani Adalet Partisi'nin Samsun mitinglerinden birinde Süleyman Demirel'in iki kolunu havaya kaldırıp coşkuyla kucakladığı Ali Yücel...
Ölümünden kısa bir süre önce, İstanbul Erkek Lisesi Vakfı ile ilgili bir arşiv çalışması için evinde ziyaret ettiğimiz Rahmetli Erbakan sohbet esnasında, bu bilgileri duyunca ayağa kalkıp, beni kucaklamış; "Biz seni nasıl fark etmemişiz?" demişti..
Evet, 70 sene oruç tutan, 55 senedir 5 vakit namaz kılan, son beş senedir her sabah Yasin- i şerif okuyan adama sen kardeşim, şimdi, "Son zamanlardaki cami ve inanç aleyhindeki paylaşımlarınız beni üzdü, camiye gitmekte behis mi var?" diyorsun..
Ben, Kur'ana ve tebliğe dayalı İslam'a inanıyorum. Hurafelere ve rivayetler dayandırılan; işe ve göze girmek için camiye koşan; konumunu korumak için karısının kafasını kapatan insanların inançlarına değil.
Onlar hakkında bak 500 yıl evvel hem de Şeyhüslâm olan Yahya Efendi ne demişti:

"Mescitte riyapeşeler (iki yüzlüler) ko etsin riyayı."


O cami merkezli hayatın merkezinde, kul hakkı yiyenler, hazineyi yağmalayanlar, kula kul olanlar var.
Biz o mürailerden (İki yüzlü sahtekârlardan) değiliz..