SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Çayımın şekeri, denizimin salyası!

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 21.05.2021 12:05

Hangisinden gem vurmaya başlasam bilemedim.

Yıllardır anlatılmaya çalışılan küresel ısınmadan mı yoksa leb-i derya sandığımız denize verdiğimiz kirlilikten mi ? Görüyor muyuz insanoğlu neyi mahvettiğimizi ? Görüyor muyuz elimizle kazdığımız çukurumuzu. Kendi pisliğimizde boğulacağımızı kanıtladık kendimize.

Müsilaj.

Namı değer deniz salyası.

Manşetlerin gözdesi.

Doğal bir oluşumun böylesine bir istilaya dönüşmesinden bahsetmeden önce bir Çevre Mühendisi olarak, yıllardır Türkiye'de bu mesleğe değer verilmediğini bir kez daha hatırlatmak isterim.

Çünkü çevre sana bana ona buna para kazandırmıyor.

Götürüsü oluyor getirisi görünmüyor olarak bakılıyor.

Bir malmışçasına!

Daha da kötüleriyle karşılaşmayız umarım demiyorum, maalesef çok daha kötü senaryolarla ilerleyecek konular var.

Neyse gelelim müsilajın literatür anlamına, kavramına, bilimum açıklamasına.

Efendim müsilaj aslında besin fazlalığıdır.

Organiktir.

Hani şu yana yakıla organik ürün aradığımız organiklerden.

Doğal bir oluşumdur bir de.

Laboratuvar yapımı değil, haşa.

Minnoş denizel organizmalar organik madde üretiyor, şartlar onlar tarafından güzelleştikçe çoğalıyorlar.

Çoğaldıkça düzensizlik artıyor.

Ne demişler nerde çokluk orda bilmem bir şeyler.

Denizel organizmalarımızın üremek/üretmek için uygun şartı kirliliktir.

Kirlilik salgın gibi yayıldığından organik madde yükü artışı nedeniyle Marmara'nın yüzeyinde ötrofikasyona (plankton ve alglerin aşırı derecede çoğalması durumu) yol açar.

Bu canlılar karbondioksit ve bazı besinleri ışık enerjisi ile organik moleküllere çevirir.

Yüzeyde baskın olunca güneş ışığı dibe ulaşamaz.

Yüzeyde fotosentez olurken, dipte fotosentez azalır. Bu canlılar öldüklerinde fotosentezle salgıladıkları organik maddeleri suya bırakır ve bakteriyel faaliyetlerle ayrışarak musilaj oluşur.

Bu kadar basit !

Ancak bu ayrışma süresi uzadıkça ekosistem zarar görür.

Ekosistem nasıl mı zarar görür?

Su kirlendiği an.

Su nasıl mı kirlenir ?

Gerekli evsel atık su arıtma tesislerinin hayata geçirilmemesiyle.

Atık suların arıtılmadan denize verilmesiyle.

Devamı; yandı bitti kül olduu...

Marmara Denizi artık taşıyamayacak bir kirliliğe sahip olduğundan, su değişim hızı düşük.

Yani sirkülasyon yok.

Yani suyun bir oksijeni, ekolojik kalitesi yok.

Oksijen yoksa deniz yaşamı da yok.

Oksijenli yaşamın sona ermesi demek oksijensiz yaşayan minnoş denizel organizmaların besinini arttırmak demek yani salya oluşumunu arttırmak demek.

Sadece sorun görüntü kirliliği ve pis koku oluşması değil, asıl sorun sudaki diğer canlıların beslenme ve yumurtlama alanlarını örtülmesi ve habitat kaybına yol açılması.

Uzmanlardan uyarılar geliyor, ''Müsilajın yoğun olarak bulunduğu bölgelerde denize girilmesini çok tavsiye etmiyoruz.''

Derdimizin bu olduğunu hissettiren bize de alkış tabi.

Velhasıl kelam müsilaj doğal bir oluşumdur, evet; ama Marmara denizi için bir sonuçtur!

Kendi sonumuzu hazırladığımız bir sonuç.

Önlemler belli, tedbirler belli.

Kendime, halka ve yetkililere duyurdum varsayın gitsin.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar

Bir meselecik

02.03.2021 13:49
İnsan sayısı olarak 1'e 5 mi ürüyoruz ya da göç alıyoruz ? İstatiksel verilere hakim değilim ancak Bursa'da ot misali her yerde siteler yükseliyor. Mitoz bölünme gibi hızlıca ürüyoruz herhalde ki sürekli sığınacak bir dam yapıyorlar bize. En çok karşılaşılansa sanayi bölgelerinin dibine kurulan

Kömür kokulu memleket!

27.01.2021 13:40
Memlekete gittim geçenlerde. 13 yıldır doyduğum yer de memleket bana ama doğup büyüdüğüm bir başka. Herkes için öyledir eminim. Çünkü geleceğimizi başka şehirlerde inşa ederken özünün yeşerdiği yerden alır getirirsin onca yükü. İyisini de kötüsünü de... Kilometrelerce uzakta değil benim

Sistemin iklimi

15.01.2021 15:59
''... bir sakin derenin içindeymişik, yeşilmişik, sazmışık....' Dizeleri çıktı karşıma geçenlerde. Severim Can Yücel şiirlerini. Düşündürür, sorgulatır. Bu dizeler de bana şimdilerde ne sakin bir derenin ne bir yeşilliğin olmadığını yüzüme çarptı. Dünya'nın bize ayırdığı kaynakların sonu