SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yargıda Liyakat ve İtaat Sorunu!

Yazının Giriş Tarihi: 27.04.2022 16:01

Avukatlık mesleğinde 25. Yılımı doldurarak nisan ayı başında bağlı bulunduğum baro tarafından plaket ile ödüllendirildim. Meslekte çeyrek asrı tamamlayan bir avukat olarak Türkiye’deki yargısal problemler ile ve yargının nasıl siyasallaştırıldığı ile ilgili birkaç kelam etmek hakkını kendimde buluyorum.

FETÖ tasfiyeleri neticesinde bu ülkedeki hakim ve savcıların ¼’ü meslekten ihraç edildi.

Ortaya çıkan bu muazzam açık ise avukatlık mesleğinden hakim ve savcılığa geçiş sınavları ile kapatılmaya çalışıldı.

Devletin sekteye uğrayan yargı hizmetleri ile ilgili bulduğu bu çözüm tek ve alternatifsizdi.

Bu çözüme kimsenin itirazının olabilmesi de bu yüzden mantıken mümkün değildir.

Ancak ülkemizdeki bir gerçek değişmedi.

Nasıl ki zamanında hakim ve savcılık sınavlarını FETÖ bloke ediyor ve yetiştirdiği, kendisine emir eri yapmış olduğu hukuk fakültesi öğrencilerini mahkeme kürsülerine yerleştiriyor ise onlardan boşalan yerleri de mevcut siyasi güç benzer bir şekilde hareket ederek doldurdu.

Yargı içerisinde kendi emir erlerinden oluşan bir ordu yarattı.

Bu konuda bire bir şahit olduğum bir olayı da anlatmak istiyorum. Tahminen iki yıl kadar önce işim nedeni ile Adalet Bakanlığı'na gitmiştim.

Bakanlık koridorunda daire başkanı ile olan randevumu bekler iken oturduğum koltuğun yanındaki kapı açıldı.

Bir görevli beni içeriye davet etti.

İçeriye girdiğimde 3-4 kişi bir masa düzeni etrafında oturuyorlardı.

İçlerinde daha kıdemli olduğu anlaşılan bir görevli bana “hoş geldiniz” dedikten sonra adımı soyadımı, nereli olduğumu ve referansımın kimler olduğunu sordu.

İlk şaşkınlığımı attıktan sonra daire başkanı ile randevum olduğunu söyledim.

Bu sefer karşımdaki kişilerde çok büyük bir şaşkınlık oldu.

Avukatlıktan hakimliğe geçiş sınavı ile ilgili geldiğimi zannetmişlerdi.

İçerisinde olduğum oda ise bu sınava girenler ile gayri resmi görüşmelerin yapıldığı ve ön bilgilerin toplandığı bir odaydı.

Toplanan bilgiler ise ne yazık ki hakim adayının hukuki muhakeme yeteneğinin ve akademik bilgisinin yeterliliğini ölçmek amacı taşımamaktaydı.

Yapılan yargıda yaratılmak istenen orduya asker seçimiydi.

Bu süreçte hakimliğe geçen avukatların kaç tanesinin iktidar partisinin resmi üyesi olduğu, kaç tanesinin il ve ilçe teşkilatlarında görevli olduğu araştırılır ise ne anlatmak istediğim daha net bir şekilde anlaşılacaktır.

Ülkemiz bu tuzağa daha çok yakın bir tarihte düştü.

 17-25 Aralık sürecinde yargı eli ile nasıl darbe yapılmaya çalışıldığı hafızalarımızda halen tazeliğini korumaktadır.

Bir kısım halk ortaya saçılan yolsuzluk tapeleri nedeni ile ne taraftan yana tavır alacağının şaşkınlığını yaşar iken bir hukukçu olarak beni ilgilendiren “Kanuna aykırı delil”,Kanuna aykırı yapılan dinlemeler”  noktasıydı.

Bir ülkenin Başbakanının, Dışişleri Bakanının, Mit Daire Başkanının dinlenmesi benim için ülkenin milli güvenlik sorunudur.

Bu açıdan olaya baktığımda o tarihte yaşananların Cumhuriyet savcılarının ve bir kısım emniyet mensuplarının yolsuzluk ile mücadele etmek amacı dışında ellerindeki yetkiyi kötüye kullanarak yargı eli ile ülkede bir iktidar değişikliği yaratmak amacı taşıdığı benim için çok açıktı.

Sonrasında yaşanan 15 Temmuz sürecinde ise 251 vatandaşımızın şehit olduğu mefhum hadise yaşandı.

Biz ne yazık ki tarihten ders çıkartmasını bilen bir millet değiliz.

Adaletin ve adil yargılanma hakkının bireylerin huzuru için ne kadar önemli olduğunun da farkında değiliz.

Talimat ile hareket eden, üstüne giydiği cübbenin içinde küçüldükçe küçülen, dilimin hakim ve savcı demeye dahi varmadığı kımıl zararlıları yargı içerisinden temizlenmeden, tam bağımsız bir yargı oluşturulmadan bu milletin mahkemelerden çıkacak kararların adil olduğuna inanması ne yazık ki mümkün değildir.

Şu an en yakın somut örnek OSMAN KAVALA davasıdır.

Osman Kavala’ yı hiç tanımıyorum.

Yargılandığı davada hakkında AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS cezası verilmesini gerektirecek aleyhine somut ne deliler olduğunu da bilmiyorum. 

Ancak şunu net olarak biliyorum;

- Bu dava siyasi dava tanımının bariz bir örneğidir.

- Yargılama devam eder iken görülmekte olan bir dava ile ilgili olarak siyasi iktidar defalarca açıklamalar yaparak mahkeme üzerinde baskı oluşturmuştur.

- Anayasa mahkemesi hak ihlali kararı vermiş. Ancak siyasi baskılarla mahkeme tarafından Anayasa Mahkemesi kararı  uygulanmamıştır.

- Osman Kavala Gezi davasından iki kere yargılanmıştır. İlk yargılandığı davadan beraat etmiştir. Bir kişinin aynı suç eylemi ile iki kere yargılanması hukuken mümkün değildir.

- İlk gezi davasından hakkında tahliye kararı verilerek cezaevinden tahliye edilecek iken hakkında jet hızı ile Casusluk İddianamesi düzenlenmiş ve savcı talebi ile tekrar tutuklanmıştır.

- Tutukluluğunun devamına neden olan Casusluk davasından ve ilk açılan gezi davasından beraat etmiş ancak ikinci kere açılan gezi davasından tutukluluğu devam etmiştir.

- Karar duruşmasında avukatlıktan hakimliğe geçiş yapan üyenin 2018 yılında AKP millet vekili adayı olduğu savunma avukatları tarafından fark edilmiş ve reddi hakim talebinde bulunulmuştur. Reddi hakim talebinin reddi kararı itiraza tabi bir karardır. O aşamada mahkemenin duruşmaya devam edebilmesi ve karar verebilmesi mümkün değildir. Önce reddi hakim talebini incelemesi, bu talebi ret etmiş ise bu sefer de rette ilişkin yapılacak itiraza yönelik üst mahkemece verilecek kararı beklemesi kanuni zorunluluktur. Ancak bu süreç işletilmeden yargılamaya devam edilmiştir.

Hakimlerin görevi birilerinin intikamının maşası olmak değildir. Önce tarafsız olmak,sonrada hukukun ve kanunun kendilerine emrettiğini uygulamak zorundadırlar. 

Mesele sadece Osman Kavala meselesi değildir.

Osman Kavala’ nın işlediği bir suç var ise cezası verilsin.

Buradaki mesele benim ülke vatandaşı olarak Türk yargısına ve adalet sistemine güvenimi zedeleyen hukuksuz uygulamalar silsilesidir.

Bu ülkede hükümet hükümetliğini, meclis meclisliğini ve yargı ise bağımsız yargılamasını yapmaz ise; halkın adalete olan  güveni elinden alınır ise bizi millet yapan en temel unsurların altına bomba konulmuş olunur. Şu an yapılan yargı eli ile bu ülkenin terörize edilmesidir.

Kamuoyuna saygı ile…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar

İçim acıyor!

22.05.2022 09:00
Bizim için çok rezil ve hiç yakışmayacak bir sezonu geride bıraktık. Sezon boyunca içinde olduğumuz durumun nedenleri çok tartışıldı. Bu nedenlerin sonuçlarını da hep beraber yaşıyoruz. Artık önümüzdeki sezon TFF 2. Lig'de mücadele edeceğimiz gerçeğiyle yüzleşmemiz ve yeni takım planlamasıyla birli

Üvey evlat; Bursa

20.10.2021 19:00
Çeyrek asra yaklaşan AK Parti iktidarına ilk günden bu yana en büyük desteği veren şehirdir Bursa... Ak Parti, cumhurbaşkanı hükümet sistemi dahil girdiği ilk seçimden bugüne kadar Bursa'da hiçbir seçimi kaybetmemiştir. Bu aşırı öz güvenin Bursa'ya dönüşü ise kapasitesi ve kişilikleri tartışma

EMİN misin?

24.06.2021 16:56
Bursaspor Kulübünün Erkan Körüstan ile başlayan ve Ali AY ile tavan yapan borç yükünü yedi düvel artık bilmektedir.Mevcut durum içerisinde cesaret gösterip başkanlığa aday olan kim var ise bu yönden takdiri hak etmektedir.Ancak genel kurul öncesinde hiçbir adaya dikensiz gül bahçesi vaad edilmemişti

Operasyon adı: Kuklacı

18.03.2021 17:08
Dün, alelade yaşanmış bir gün değildir! Dün, bugünün ve hatta yarının habercisidir! Bursaspor'da geçmişte yaşanan olumsuzluklar bugün daha ağır bir biçimde yaşanmaya devam etmektedir. Korkarım ki ciddi önlemler alınmaz ise yarınlar daha da kötü olacaktır. Bursaspor, içerisine düştüğü ekonom

Comment le transfert de Mehmet Zeki Celik a-t-il été une arnaque pour Bursaspor?

25.02.2021 15:44
Le transfert de Mehmet Zeki Celik originaire de Vakifkoy a été réalisé entre Bursaspor et Istanbulspor. Les clauses du contrat stipulaient que Bursaspor détiendrait 50% du prochain transfert du joueur. Zeki Celik a joué deux saisons à Istanbulspor

Mehmet Zeki Çelik transferinde Bursaspor nasıl dolandırıldı?!

23.02.2021 18:28
Son dönemlerde bir sonraki satıştan pay almak şartı ile futbolcu bonservislerinin kulüpler arasında el değiştirmesi sık karşılaşılan bir uygulama haline gelmiştir. Bunun örneği bir anlaşmada Vakıfköy mahsulü Mehmet Zeki Çelik'in transferi ile ilgili Bursaspor ve İstanbulspor kulüpleri arasında yapıl

Kör tuttuğunu......!

16.12.2020 21:02
Göztepe ile İzmir'de oynadığımız Ziraat Türkiye Kupası karşılaşması ülkede bir anda gözlerin Bursaspor'a çevrilmesini sağladı. Yabancı futbolcumuz yok. Takım içinde 5 futbolcu dışında tüm futbolcularımız altyapı çıkışlı. Şu an Türkiye'de oynanan futbol liglerinin tümü içinde en genç kadroya sa

Av. Hakan Dinçtürk'ten Av. Cemalettin Torun’a cevap

23.10.2020 22:53
  Avukat Hakan Dinçtürk'ün AK Parti Bursa Eski İl Başkanı Av. Cemalettin Torun’a cevaplarımdır. Kamuoyuna Saygı ile sunarım şeklinde yayınladığı açıklama şu şekilde;                                                      Av. CEMALETTİN TORUN’A CEVABIMDIR Tarafım siyasetçi değildir. Siy

SEN KİMSİN?

23.10.2020 18:30
Hayatım boyunca kimseye eğilmedim. Biat ettiğim kimse de olmadı. İşçi emeklisi bir baba ve ev hanımı bir annenin 4. çocuğuyum. Eğitim hayatım yatılı okullarda geçti. Bursa Anadolu Otelcilik Meslek Lisesi’nden mezun olup Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Hukuk fakültesini derece ile bi

Teksas.org, Maraton Platformu ve Ünitimsah'a cevap-sorularımdır

18.08.2020 20:53
Bursaspor için çok hayati bir kongre aşaması yaşanıyor. Kaybedilecek zamanın bir daha telafisi yok. Herkesin öncelikle şahsi hesaplaşmalardan kendilerini sıyırıp, gayretlerini 23 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak kongrenin ertelenmemesine harcamaları gerekmektedir. Bursaspor’un son 3-5 yıldır içine

Selamünaleyküm… Biz geldik!

07.07.2020 19:49
Yola çıkarken tarafsızların tarafı olmayı kendimize hedef bildik. Bağımsız gazetecilik yapmak ve doğrunun kalemşörü olmak ana amacımızdır. Allah bu yolda umarım bize bir yanlış yaptırmaz, umarım bizi vebal altına da sokmaz. Bizim devlet kurumları ile işimiz ve maddi bir çıkar bağlantımız bugüne k

Şike.. Şike.. Şampiyon!

07.06.2020 23:33
‘Birçok ülkede olduğu gibi Türkiyede de 2010-2011 sezonunda böyle bir olayı yaşadık.Sezon  geride kaldı.Bugün dokuz sene oldu herhangi bir şekilde şike olayına rastlamadık.’ açıklaması ile Sayın Nihat ÖZDEMİR tarafından şikenin açık bir itirafı yapılmıştır. Bu beyanı itiraf olarak nitelendirmemin se