Bursa
Çok Bulutlu
13.5°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Hakkı Güleç
Hakkı Güleç
hakki.gulec@lifebursa.com

Albert Einstein felsefesi

25 Kasım 2021 Perşembe, 11:28

"Hayatımı aydınlatan ve zaman içinde hayatı bana neşeyle karşılama cesareti veren ideallerim gerçeklik, iyilik ve güzelliktir." Albert Einstein

Onun için üç temel ideali Gerçeklik, İyilik ve Güzelliktir.

Gerçeklik, evrenin sırrının çözülmesi mümkün olan bir bilmeceydi.

Büyük bir tutkuyla sarıldığı hayat amacı bu sırrı çözmekti. Onun yaşamında müziğin yeri en az bilim kadar önemliydi.

"Bilim adamı olmasaydım müzisyen olurdum" sözleri onun keman ve piyano konusunda oldukça profesyonel olduğunu hatırlatır.

Tanrı var mıdır? Sorusunu "cevaplanması en zor soru!" olarak tanımlıyor.

"Onun tanrı inancı İbrahimi dinlerdeki gibi aşkın bir inanç değil, Evren ile Tanrı'yı özdeş gören içkin bir inançtır"

Tanrı=Evren dediğimiz zaman aşkın değil, içkin* tanrı anlayışına sahip olduğunu ifade edebiliriz

(Aşkınlık: Dünyanın dışında var olan ilahi gücün dünya üzerindeki etkisini ifade eder. Aşkınlık dünyaya dünya dışından bakabilme yetisidir.

İçkinlik: Varlığın içinde bulunandır; varlığın yapısına karışmış olandır.)

Albert Einstein fizik bilimi ile Evrenin sırlarını çözmeye odaklandığı derin çalışma anları onun için Tanrıya yaklaştığı ibadet anları gibidir.

Ve onun amacı gerçekliğin sırrını bilim ve sanat ile çözmektir.

"Mutlu olmak istiyorsanız bir amaca bağlan, eşyalara ve insanlara değil" diyerek mutluluğu süreç ve sonuçla ilgili doğal bir mutluluk olarak tanımlar

Bugün ise mutluluk anlayışı, "mutluluğun yaşanması gereken bir amaç" gibi sunulur ki bu ise mutsuzluğun tek nedenidir.

Yani "mutlu olmak senin de hakkın sen bu dünyaya mutlu olmak için geldin, mutluluk peşinde koşabilirsin." mantığı benimsetilenlere "üretilen ürünleri tüketirlerse mutlu olacakları" inancını yerleştirilmeye çalışılır.

Ör: "En iyisi, en yenisi ve en son teknolojiye sahip cep telefonu bu markadır" denilerek oluşturulan satın alma isteği, satın alınınca mutlu olunur. Ancak birkaç gün sonra o mutluluk buharlaşır ta ki daha da yenisi, daha fonksiyonel olanı gündeme gelince tekrar başa dönülür. Bu kısır döngünün oluşturtulması ile sistemdevam eder.

Bu sistemi ters yüz eden çoğu bilim adamları, sanatçılar ve insanlık yararına çalışmalar içine giren aktivistler mutlu olmak, başarmak statü sahibi olmak ve elde etmek peşinde değiller. Onlar çalışmalarıyla süreçte ve sonuçta yaşadıkları doğal mutluluktur, organik mutluluktur.

Psikiyatr Viktor E. Frankl "İnsanın anlam arayışı" kitabında

"Mutlu olamayışımızın tek nedeni mutluluk arayışının kendisidir. Mutluluğu ne kadar çok amaç haline getirirseniz o, sizden o oranda uzaklaşır." der. Ve kitabının arka kapağında "Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu" der.

Albert Einstein'in ikinci ideali, İyiliktir.

Onun için para, statü, başarı ile iyiliğin hiçbir bağı yoktur.

O hayatı boyunca ne paranın, ne de başarının peşinden koştu. Onun asıl istediği şey değerli birisi olmaktı.

Bir insanın gerçekten değerli olması kendisinden özgürleşebilmesine bağlıdır.

Kendinden özgürleşmek, kendi istek hırslarından arınmak demektir.

Albert Einstein'e göre "kendimiz için değil başkaları için yaşanan bir hayat yaşamaya değer bir hayattır."

Üçüncü ideali ise güzelliktir.

Güzellik dediğimiz şey aslında tüm sanat dalarının amacıdır.

Güzel Filmin, güzel resmin, güzel müziğin, güzel tiyatronun, güzel kitabın, güzel şiirin edebiyatın, güzel güzel konuşmanın, güzel davranmanın ve güzel düşünmenin kısaca tüm bu güzel şeyleri yani hayatın her alanını güzel ifade edenleri sanat başlığı altında toplayabiliriz.

Einstein aynı zamanda bir sanatçıdır.

Genelde tek yönlü zannettiğimiz çoğu bilim adamlarına kıyasla bilimin yanında sanata en çok önem veren ilgilenendir.

O profesyonel düzeyde piyano ve keman çalıyordu.

"Hayallerimi müziğin içinde yaşıyorum. Hayatıma müzik açısından bakıyorum."

Bilim üretme aşamasında müziğin oldukça yardımcı olduğunu ve bilimsel sürecin tıpkı bir müziğin melodisi gibi ilerlediğini belirtir.

Patentli buluşlara imza atan bilim adamlarının çoğunlukla aynı zamanda sanatla ile de ilgili olduğu tespit edilmiştir. Sanat sayesinde gelişen hayaller sezgiler, yaratıcı yön, zihinsel verim sağlıklı ruhsal yapının katkısı oldukça fazladır.

Not: Albert Einstein, 17 Eylül 1933 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e gönderdiği mektupla 40 bilim insanının Türkiye'de idame edilmesi talebinde bulunmuştur. TC'nin ilk yıllarında Hitlerin zulmünden kaçan bu değerli bilim adamlarının, ülkemiz gelişiminde çok büyük katkıları olmuştur.

Atatürk ve Einstein birbirlerine çok saygı duydular ve her fırsatta bu duygu ve düşüncelerini ifade ettiler.