Bursa
Parçalı Bulutlu
24.2°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Hakkı Güleç
Hakkı Güleç
hakki.gulec@lifebursa.com

Bitmemiş işler, affetmek ve anlatmak

09 Haziran 2021 Çarşamba, 16:51

Engellenme, hakarete uğrama hoşuna gitmeyecek şok bir görüntü, yakalandığı kötü bir durum, karşılaştığı bir haksızlık, hakarete uğramak ve susmak zorunda kalmak, maruz kaldığı taciz, tehlike, şiddet, yaşadığı şok bir olay, unutamayacağı bir kazanın neden olduğu travmalar zihni sürekli meşgul eder.

Örneğin hiçbir haklı sebep yok iken sırf çamur atmak ve kötü zan oluşturma amaçlı isminizin koyu harflerle köşe yazısında yer alması ve sonrasında gösterdiğiniz tepkinin görmezden gelinmesi, kapanmayan kötü hissin neden olduğu duygusal stres ve ruhsal yıpranma bitmemiş iş olarak kalır.

Bitmesi, tamamlanması için, neden olan kişi ile yüzleşmek ve konunun bir şekilde kapanması gerekecektir.

İnsanlar eksik kalan şeyleri tamamlama eğilimindedirler.

Tamamlanamayan, bitirilemeyen işler, tamamlanmışlara göre insan zihnini daha çok meşgul eder ve daha çok hatırlanırlar. Bitmemiş iş, tamamlanmamış iş veya karşılanamamış ihtiyaç, o ihtiyacın önemi kadar insanın zihnini meşgul ve rahatsız eder.

İnsanlar, daha önce tamamlayamamış oldukları işlerini tamamlama eğilimindedirler; tamamlayamamış oldukları işleri tamamlayana kadar unutmazlar ve tamamlanmamış işlerini tamamlayabilmek için çeşitli yollar ararlar.

Tamamlanmamış işler insanların ana odaklanmasını zorlaştırır.

Sürekli geçmişe takılmış halleri onları mutsuz eder.

Duygusal ilişkilerde yaşanan anlaşmazlıklar, çatışmadan kaçınmak adına küserek, hiçbir şey olmamış gibi devam ederek geçiştirilmeye çalışılırsa, bu problemlerle ilgili duygular fark edilmemiş, fark edilse de uygun şekilde ifade edilmemiş ve aslında sorun ele alınmamış ve tamamlanmamış olur.

Aile danışmanı olarak görüştüklerimin en mutlu olanları halden anlamasına sohbet edebilenlerdi.

Aile hayatında hiçbir konu içe atılmıyordu.

Olumlu olumsuz tüm duygulara neden olanlar çözümler, istekler, ihtiyaçlar ne varsa en uygun zamanda en uygun bir dille kırıp dökmeden, geçmiş hatalara takılmadan, öğüt vermeden, emretmeden, suçlamadan, duygu sömürüsü yapmadan, utanca boğmadan, ikna etmeye çalışmadan en yapıcı bir tavırla dile getirebilmeleriydi.

Olumsuz duyguların varlığı, onları anlatamamak, sümen altı etmek, yüzleşememek, geçmişinle ve yaşadıklarınla bitmemiş işler olarak kalır ve sürekli bakteri üretirler.

"Bitti, geçti unuttum" zannedersin ama o yüzleşemediğin, anlatamadığın, içine attığın, unutmaya terk ettiğin bitmeyen tamamlanamayan konular ruhsal yapını bozmaya devam ederler. Gün gelir daha derin ruhsal sorunlar oluşabilir.

Bilgisayarımızda açılan videoların kapatılmadan üzerlerine yenilerinin eklenmesi cihazımızın ısınmasına neden olacaktır. Kapatılmayan sayfalar bitmemiş işler gibi sürekli çalışmaya, cihazı yormaya devam ederler.

Ana babanın eleştiren, alay eden, kıyaslayan, tehdit eden, sürekli öğüt veren, umursamayan, takdir etmeyen, kabul etmeyen, değer vermeyen, sevmeyen tutumlar sergilemesi çocukta tamamlanmamış işler nedeni olabilir. Bitmemiş işleri çoğalan çocuklar, 7 yaşından itibaren o neşe dolu, hayat dolu hallerinden uzaklaşmaya, sönmeye başlıyorlar.

Bitmemiş İşlerin Sonuçları Nedir?

Bitmemiş işlerin duygusal stres, ruhsal bozulma, bedensel ve zihinsel sorunlara neden olması kaçınılmazdır.

Bitmemiş işler; kin, öfke, utanç, suçluluk, nefret, acı, keder gibi olumsuz duygular yaşatabilir.

Bitmemiş işler takıntılı düşüncelere, temizlik takıntısı, sürekli el yıkama, yıkanma, hizaya getirme, kontrol etme gibi tekrarlayan davranışlara, içe kapanma, iletişim sorunlarına neden olabiliyorlar.

Bitmemiş işler; yeşillikler içerisinde her türlü bitkinin yaşadığı güzel bir bahçeyi saran zehirli sarmaşıklar gibidir. Eğer biz beklentilerimizin yerine gelmediği zamanlarda küsüp darılmış olsak, bitmemiş işler biriktirir isek o zaman o zehirli sarmaşıklar yavaş yavaş bahçeyi sarmaya başlıyorlar.

Ve özellikle klinik vaka haline gelmiş durumlar için mutlaka profesyonel kişilerden yardım alınması gerekir.

Affetmek

Affetmek bir özgürlük getiriyor insanın hayatına. Hayatlarını geliştirmek, ilerlemek, özgürleşmek, coşkulu bir yaşam yaşamak isteyenlerin affetmeyi becerebilmeleri gerekir.

Bitmemiş işleri olanlar, affedemeyenler, yaşamlarının hakkını vererek özgürce verimli yaşayabilirler mi?

Affedemeyen insanlar geçmişin en kötü günlerine takılıp kalmışlardır. Öfke doludurlar, hınç ve intikam hırsı taşırlar kendilerini olumsuz düşüncelerin batağında boğuşmaktan kurtaramazlar. Onlar "keskin sirke küpüne zarar" sözünü hatırlatırlar. Affedebilenin yüzü geçmişten, geleceğe; umut dolu günlere dönmeye başlar. Safralarından, yüklerinden kurtulur hafifler.

Bir Kızılderili atasözü; "Savaşçı olabilmen için, kendine önem vermeyi, senin kendini en önemli şey olduğunu bilmeyi bırakacaksın" der.

Affetmek asla acizlik değildir. Tam kendine güveni olan ve farkındalığı gelişmiş olan kişilerin en güçlü yönleridir affetmek.

Bizi üzen, yanlış hareketleri olan kişilerin gerçeği, hayata bakış açısı çok farklı olabilir. Onları affedebilir ve tamamen hayatımızdan çıkartabiliriz.

Kendimizi Affetmek

Kişinin en önemli durumlarından birsi de kendisini affetmiş olmasıdır. Kendisini hatalarından dolayı suçlayanlar, affedemeyenler hatalarından ders çıkartma şanslarını yok etmekteler. Hatalar insanların üniversitesidir. Ne kadar çok hatamız varsa, çıkartacağımız o kadar ders var demektir.

Anlatmak

İnsanların en büyük ihtiyacı anlatmaktır; anlaşılmaktır.

Anlatılmayanların paylaşılamayanların ağırlığı omuzlarımızı çökertir. "Şimdi ben bu sorunlarımı paylaşırsam nereden başlayacağım, hangi birini anlatacağım, kime ne anlatacağım?" diyerek çoğu zaman anlatma niyetimizi erteleriz.

Ertelemenin ardından iç dünyamızda kendimizi rahatlatmak için, "anlatsam bile o ne çözüm üretebilecek ki, onun diyecekleri zaten belli bana bir faydası olamaz" benzeri düşüncelerle anlatmanın gücünü göremeyiz.

Ama altını çizeceğimiz en önemli unutmamız gereken konu, "Bu ruhsal süreç de önemli olan anlatmanın kendisidir"
Eğer anlatacak güvenebileceğin bir kişi bulamıyorsan kendine anlat.

Veya al eline bir kağıt kalem yaz kardeşim, dök içindekileri, dolaba attığını, halının altına süpürdüğünü, bakteri üretenleri, koku yayanları.

Yaz bir kağıda ve yak gitsin; yırt at gitsin!

O beyninde birikenler kaleminin ucundan kağıda dökülsün ve o kağıda uzaktan şöyle bir bak, birkaç kere oku ve gülümse.

Düşün o yaşanmışlıklar sana ne kazandırdı sadece ders al teşekkür et, o yaşanmışlıklarına.

Seni utanca boğan ve kimseye anlatamadığın seninle mezara gidecek sırların, maruz kaldığın kötülüklerin, yarattığı kötü enerji, öfkelendiren üzüntü veren kin duygusunu arttıran, korkutan, endişelendiren kimyanı bozan kötü koku yayan ne varsa hepsini yaz, çık bir dağa ovaya, akan suyun şelalenin gürültüsüne karıştır haykırışını boşalt içini rahatla.