Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Mehmet Ali Yılmaz
Mehmet Ali Yılmaz
may@lifebursa.com

Nomadland

29 Nisan 2021 Perşembe, 09:59

Şimdiye dek üç kez çıktım karavanla tatile.

Kulağa çok havalı geliyor ama hayli zor yanları var.

Örneğin "pis su tankınız" çabucak doluveriyor.

Kısa süre içerisinde atığınızı boşaltacak uygun bir yer bulmalı ve ilaçlayıp gömmelisiniz.

Büyük dert yani!

Ona keza kullanım suyunuz da aynı hızla tükeniveriyor.

Uygun bir yerden temin edip deponuzu mutlaka doldurmalısınız.

Üstelik sanıldığı gibi hiç de ucuz bir tatil türü değil karavancılık.

Kiralama bedelleri çok yüksek ve araçların motor hacimleri de fazla.

İşte bu yüzden yol yaparken harcadığınız mazotu, sair giderleri eklediğinizde otelden daha pahalıya mal olabiliyor pekala.

Peki, sürekli karavanda yaşamayı hiç düşlediniz mi?

Bunu Bursa'da hayata geçirmiş pek çok insan var.

Nilüfer Belediyesi'nin, Misi girişinde hizmete açtığı kampingde adeta yer yok nicedir.

Üstelik bunu bir yaşam tarzı olarak seçip, araçlarını alana sabitlemiş pek çoğu.

Giderlerini bulunduğu noktadaki kanalizasyon hattına verip, ihtiyacı duydukları suyu da hemen oracıktan karşılıyorlar.

Komşuluk ilişkileri müthiş.

Akşamları varillerde ateş, mangal yakmalar, bir araya toplanıp sohbet etmeler, karşıdan bakıldığında gerçekten çok keyifli görünüyor.

Orası için de elbette belli bir bedel isteniyor kalanlardan.

Peki, kira için verecek paranız olmasaydı, bir ekonomik krizin ardından önce eşinizi, sonra da her şeyinizi kaybetmek durumunda kalsaydınız...

Ve kırık dökük bir karavan edinip, sürekli orada yaşasaydınız?

Amerika'da bu gün 1 milyon civarında insanın sokakta, 2 milyon kişinin de yalnız başına sürekli olarak karavanlarda yaşadığı düşünülüyor.

Yani karavandakiler de "yarı evsiz" olarak değerlendiriliyor.

Filmdeki "Fern" karakterini oynayan Frances McDormand aracında yaşayan ve sürekli seyahat eden altmışlı yaşlardaki bir kadını canlandırıyor.

Bunlar tuvalet ihtiyaçları için de plastik kovalar kullanıyorlar bu arada!

"Nomad" göç, göç eden kişi demekmiş...

Kurgunun adı: "Nomadland"

Bir saat 50 dakika boyunca gözünüzü kırpmadan izliyorsunuz.

Senaryo ve kurgu çalışmalarını Çinli film yönetmeni, senarist ve yapımcı Chloe Zhao üstlenmiş.

Muhteşem ve adeta gerçek üstü görüntülerin mimarı Joshua James Richard olurken, filmin müziklerini İtalyan besteci Ludovico Einaudi yapmış.

Einaudi'nin insanı büyüleyen piyano vuruşları filmin büyüleyici atmosferine ilaveten büyük bir duygusallık katıyor.

Olabildiğince büyük bir ekranda ve iyi bir ses sistemiyle izleyin.

Baş kadın oyuncu dışındaki diğer tüm aktörler filme konu olan gerçek hayatta yaşayanlar arasından seçilmiş.

Bu durum da alıp, çekiveriyor sizi içeri.

Geçen Pazar gecesi yapılan tören sonucu En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Kadın Oyuncu dallarında Oscar ödüllerini kaptı Nomadland.

Chloe Zhao şimdiye dek Oscar alan ikici kadın yönetmen ünvanına sahip oldu.

Bu ipi daha önce Kathryn Bigelow göğüslemişti.

Ödülünü kabul ederken yaptığı konuşmada, Chloe, "Bu ödülü, ne kadar zor olursa olsun içlerindeki iyiliğe ve birbirlerinin içindeki iyiliğe tutunmak için cesaret ve inanca sahip olanlar için alıyorum" gibi hoş da bir mesaj verdi.

Film kapitalist sistemin insanı getirdiği noktayı irdeliyor.

İçindeki sahneleri ayrıntısıyla anlatacak değilim ancak, yapımdaki oyuncular her daim göçebe yaşayan, emekli olsalar da geçici işlerde çalışarak hayatta kalmaya çabalayan ve bunu aslında bir hayat tarzı olarak gören bir topluluğun üyeleri.

Aralarında bir akrabalık bağı olmasa da hemen hepsi birbirini tanıyor, gerektiğinde birbirlerine destek çıkıyor, birçok aktiviteyi birlikte yapıyorlar.

En çok senaryoda kullanılan ve her sene göçmek zorunda olan "kırlangıçlar" imgelemine bayıldım.

Sona doğru babayla oğulun birlikte piyano çaldığı sahnede sessizce evden çıkıp giden Fern'in yaşadığı "çaresiz yalnızlık" o kadar iyi betimlenmiş ki, bayıldım.

Gitmek zorunda olan, gitmek zorunda kalanlara güzel bir atıftı senaryonun bu bölümü.

"Hatırlanan şey ölmez" lafı da insanın gerçekten kendisini hatırlayan en son birey öldüğünde bu dünyadan işte o zaman yok olacağının güzel bir ifadesiydi.

Bana kalsaydı ötelerdim belki lakin, Bursa'da yaşayan en yetkin film otoritesi sevgili Can Ertan'ın ısrarlı önermesi sonucu oturup izledim.

Ve ortaya bu yazı çıktı.

"Nomadland'i" izleyin siz de...

Muhteşem bir yapım, harika çekimler, olağanüstü bir müzik performansı, süper oyun ve oyuncular ve insanı göreceksiniz içinde.