SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bakın şu deodorantların yaptığına!!

Yazının Giriş Tarihi: 19.09.2022 15:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.09.2022 18:47

Dünyanın, küresel ısınma nedeniyle ciddi bir tehdit altında olduğu artık herkes tarafından bilinmekte.

Mevsimler tam zamanında yaşanmıyor, kış bitmek bilmiyor, bahar yaza yetişemiyor, yaz sonbahara geç kalıyor, sonbahar kışla bütün halinde geliyor. Doğal afetler mevsimlere isyan ederek yüzünü her defasında gösteriyor.

Deprem ülkesi olduğumuz gerçeği değişmiyor, peki erozyon, heyelan, sel ve orman yangınları gibi doğal afetleri tetikleyen nedenler nelerdir, kimler sebep oluyor?

Yıllardır en çok konuşulan  küresel ısınmayı tetikleyen neden; üreticilerin üretmekten, insanların ise kullanmaktan vazgeçemediği spreyler, kimyasal deodorantlar mı?

 İçlerinde bulunan ve CFC adı verilen bir çeşit kimyasal gazın havaya karıştığında atmosfere kadar yükseldiği ve parçalanmadan yükselme özelliğine sahip olduğu için ozon tabakasında bulunan molekülleri parçaladığı, CFC maddesinin havada 100 yıl boyunca asılı kalabildiği ve dünyada sürekli olarak ölçümlenen hava, deniz ve karanın üzerinde ortalama sıcaklarının normalden daha hızlı şekilde artışına neden olan atmosfere salınan gazların oluşturduğu sera etkisine yani küresel ısınmaya yol açmaktadır.

Bu ısınmasının normalden daha fazla gerçekleşmesinin sebebi  insanların kullandığı sprey ve deodorantlar olduğu konuşulsa da büyük etkenleri görmek sanırım insanlığın işine gelmiyor!

Doğanın akciğeri olan kırsalları terk etmişiz.

Hayvancılık ve tarımı, tabiatı, kısacası her şeyin doğalını bitirmişiz.

Her yer adeta aşırı çarpık betonlaşmalarla dolmuş bir de yetmemiş mazgalları bile beton mikserlerinin yıkama sularının donmuş betonlarıyla doldurmuşuz ve drenaj için yapılan mazgalların kanallarını da kendi elimizle daraltıp tıkamışız.

Attığımız çer-çöplerle tıkamalarımız ise ayrı bir pislik ötesi durum.

Türkiye'de son yıllardaki hızlı ve plansız kentleşme; Kentleşme hızından bahsedersek eğer ; 1970’li yıllarda toplam nüfusun % 38’i kentsel alanlarda yaşamakta iken bugün bu oran % 80’lerin üzeri bir düzeyde bulunuyor. Yani yaklaşık 40-50 yılda iki katından fazla bir betonlaşma yaşamışız.

Türkiye de genel olarak 1950'li yıllardan sonra başlayan hızlı ve düzensiz kentleşme Türkiye'deki hava kirliliğinin en önemli nedenini oluşturmaktadır.

Hava kirliliği günümüzde, özellikle de kış aylarında kentlerimizin önemli bir bölümünde görülen hava kirliliğinin; evsel ısıtma için kullanılan kömür ve fuel-oil emisyonlarının alçak bacalardan atmosfere bırakılması, kullanılan yakıtların yüksek oranda kükürt ve kül içermesi, ısıtma sistemlerindeki yanmanın genellikle tam olmaması, ınversiyon gibi meterolojik ve topoğrafik etmenler, son yıllarda sayıları hızla artan motorlu taşıt araçlarından yayılan kirleticiler nedeniyle önemli boyutlara ulaştığı görülmektedir.

Sanayinin yanlış yer seçimi, sanayi atıklarına etkili bir arıtımın uygulanamaması gibi nedenler hava kirliliğinin hızla artışı da fark edilmiyor, görülmüyor.

Türkiye'de sanayiden kaynaklanan hava kirliliğinin önemli nedeni, üretim sürecinde ortaya çıkan gazların yeterli önlemler alınmadan ve filtre edilmeden atmosfere bırakılmasıdır. 

Bursa endüstrileşmiş ve nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu bir kentimiz olup ülkemizin lokomotif şehirlerindendir.

Sanayi tesislerinin sayısının fazla olması, organize sanayi bölgelerinin ve kentteki dağınık endüstri kuruluşlarının yerleşim bölgeleri ile iç içe bulunmasından dolayı kentimizde sürekli çevresel problemlerle karşı karşıya kalınmaktadır.

İklim felaketleri  bu betonlaşmalarla ve aşırı düzensiz kaotik dengesiz kentleşmelerle direkt etkili olduğu için birbirlerini tetikliyor ve kısır döngülü kaotik düzensizliklerin artışı söz konusu oluyor haliyle.

Bunu bilmeyen ve tüm bu durumların yaşanmasına izin verenler de yaşanan bu doğal felaketlerin müsebbibi olmuş ve olmaya aday suni felaket olarak addedebileceğimiz çıkarcılardır!

Hiç kimse bu durumlardan dolayı ajitasyon çekmelere kalkmasın ve doğa anaya kızmasın sakın .

Bunca çarpılmış ajite kasıt yüklü tavırlara karşı bu da haklı olarak tabiat ananın tepkisi oluyor tabiatıyla! Her yıl onlarca-yüzlerce yağış düzensizliği ve yıkımları ile felaketlerine yol açıp, olmayan kıtlığı insanlığın başına musallat eden, küresel ısınmaya neden olup insanlığa reva gören sonrada şikayet eden yine insanlıktır.

Doğanın bitişi, dünyanın sonu nasıl olur resmi ancak bu kadar çizilir, insanlığın yok oluşuna imza nasıl atılır ancak bu şekilde anlatılabilir. Bitişe varmadan, dizlere vurmadan, başını dövmeden duyarlı ol, pişman olmak için geç kalma!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..