SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Farkında mısınız? Azar azar ölüyoruz...

Yazının Giriş Tarihi: 02.02.2021 09:59

"Bazen günün sonunda bir insanın başardığı en büyük şey intihar etmemiş olmasıdır." Albert Camus ne amaçla söylemişti acaba bu sözü, kim bilir!

İleriyi öngörebilen spirütüel düşünceye ve hislere sahipmiş sanırım!

Günümüzde intihar etmemiş olmamız sağlıklı olduğumuzu kanıtlamıyor. Gerçek gündemler dururken suni gündemlerle oyalanıp, birer hafta o konuları konuşarak yeni başlayan günle umuda tutunmaya çalışıyoruz.

"Öldürmeyen dert süründürür" cümlesini layıkıyla yaşıyoruz.

İşsiz genç "Eve giderken araba çarpsa ölsem, gözüm arkada gitmeyeceğim" diye düşünüyor.

Bu söz öyle bir söz ki; 21 yaşında bir gence bunu söyleten, düşündüren ne olabilir?

Bir genç kızımız "Türk Dili ve Edebiyatı okudum. Kaç yıldır atanamıyorum. Ne yapayım ben de kafede garsonluk yapıyorum. Salgından dolayı çalıştığım iş yeri kapalı haliyle aylardır yine işsizim" diyor.

Bir diğer delikanlı kardeşimiz matematik bölümünü bitirdim atanamadım, boş kalmamak için pazarda meyve satıyorum diyor.

14-15 yaşındaki gençlerden biri "Bu dünyadan fayda yok, en iyisi ben hafız olayım da ahiretimi kurtarayım" diyor ve yaşamla arasındaki kayışı koparıyor.

O yaştaki bir genç nasıl ağır bir yükü taşıyor da belli bir yaşın vermiş olduğu olgunlukta, yorgunlukta bilmişçesine konuşuyor.

TÜİK'e göre gençlerin % 27'si işsiz, kayıt dışı işsizlik ise %36...

Covid-19 belki virüs olarak en az gençleri etkiledi ancak ekonomik olarak en fazla genç nüfusu sarstı.

Sadece ekonomik olarak değil sosyal olarak da çöküntü yaşıyorlar. Eğer çözüm bulunmazsa sadece mental değil, psikolojik rahatsızlıkların arttığı gibi suç oranında da artış olacaktır.

Koronavirüs kapsamında "önlem" adı altında kısıtlamalardan birçok işletme can çekişiyor.

Tüm Kültür ve Sanat hayatının durmasıyla bütün sanatçılar ve müzik sektöründe çalışanlar da maddi manevi belki de en ağır günlerini yaşıyorlar.

Kafelere, restoranlara, barlara, sinema salonlarına, tiyatrolara, düğün salonlarına adeta hiç açılmayacak gibi kilit vuruldu.

Bu sektörden ekmek yiyen binlerce insan var ve kapalı olan işletmelerin mekan sahibinden aşçısına, komisinden valesine kadar bütün çalışanlar biçare normale dönmeyi bekliyor.

Bu insanlar ya asgari ücretle ya haftalıkla ya da günlük yevmiye ile çalışan insanlar.

Kafe Bar Çalışanları Dayanışması, sosyal medya hesabından bir müzisyenin daha geçim sıkıntısı sebebiyle intihar ettiğini duyurdu.

Bu insanların ne günahı var?

Virüsün yan etkileri çalışmak isteyen insanları mı vuruyor?

Ekonomi yaşlıları gençleri taşıyamadığı gibi ekmek parası için onca insanın derdini sırtlananları da mı taşıyamıyor?

Müzisyenler çok ciddi sorun yaşıyorlar.

10 aydır evine ekmek götüremeyen bu insanların bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi çoluk çocuğu var.

Yaşamını idame ettirebilmesi için bir desteğe ihtiyacı var ve çoğu da sosyal güvencesiz çalışan insanlar.

Ne işsizlik ödeneği sağlandı ne de salgın dönemine dayanabilecekleri bir devlet fonu oluşturuldu.

Aylardır seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Devletten destek bekleyen müzisyenler gerçekten çaresiz ve yalnızlar.

Feryatlarını illa canlarına kıyarak mı duyurmalılar!

Çalışanların şartları düşünülmeden Covid-19 önlemi adı altında alınan kararlar birer birer can alıyor.

Devlet desteğinden yoksun kalan vatandaş çok yoruldu, bıktı, amaçsız sadece hasta yatağında ölümü bekleyen hasta misali boş gözlerle bakıyor.

Yaşamdan hiçbir tat almıyor artık insanlar...

Mutsuz, endişeli, agresif ve hep bir panik halindeler.

İş artık intihar noktasında ve bazıları o noktayı bile aşmış durumda.

İnsanları koronavirüs dahi bıktıramadı, yormadı enseyi de kararttırmadı ama geçim sıkıntısı insanları çileden çıkarttı cinnet geçirecek hale geldi.

Ekonomik sıkıntıya kısa vadede çözüm bulunmalı, sunulan bu çözümler de kalıcı olmalı.

Kalıcı olabilmesi için üretimin, istihdamın, iş gücünün artması gerek.

Maalesef bu dönemde üretim yok tüketim çok!

Gelir girmeyen evin giderine işsiz gariban halk nasıl bir çare bulabilir?

Yaşadık gördük!

Tanzim satış tezgahları geçici çözümdü bütün bir sene insanların karnı doymadı!

Askıya asılan ekmekle şekerimiz, unumuz, mayamız kışı geçirmeye yetmedi!

PTT şubelerinden tedarik edilecek yağ, halkın sorunlarla güreşip boğuşmasına yetmeyecek!

Bu iş çimdik çimdik tuz dağıtmaya benziyor.

Birer çimdik tuzla ömür geçmiyor, taşıma suyla değirmen çarkı dönmüyor!

Gıda fiyatlarında ki aşırı artış vatandaşın cebini yaktığı gibi tencere tavasını da yakıyor.

Boş tencere taş kaynatır kaynayan taş bağırda toplanır bunu da ancak yaşayan anlar!

Normale dönmek için daha neyi bekliyoruz, ne zamana kadar bekleyeceğiz? Bu halk bu kadar üzüntüyü, gerilimi, endişeyi, umutsuzluğu ve mutsuzluğu hak etmiyor.

Hepi topu biraz yiyip içip biraz giyinip biraz gülüp eğlenip kendimizce imkanlarımızla biraz yaşayıp gideceğiz buradan!

Fillerin dansında gözü yok karıncaların!

Sadece günün sonunda yaşamayı başarmak istiyor insan.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..