SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Her kişi insan sever ama er kişi hayvanı ve doğayı sever...

Yazının Giriş Tarihi: 29.01.2021 10:10

Çocukluğumdan beri bende alışkanlıktır.

Kendimden yaşça çok büyük insanları dinlemek ve onların sohbetinin bir köşesinde oturmak gibi bir alışkanlık.

Meraklıyım!

Dinlemek öğrenmek birikimlerinden beslenmek gibi...

Onların konuşmalarını uzun uzun düşünür, faydalı yanlarını alır tecrübelerinden ders çıkartırım, bu bana büyük keyif verir.

Her insanın bir rolü vardır bu hayatta; kimileri yaşamak için doğmuştur, kimileri ise yaşatmak için...

İşte öyle dinlemem gereken, tecrübelerinden, düşüncelerinden feyz alabileceğim, başarılarını merak ettiğim bir büyüğüm daha...
Ofisinde ziyaret ettiğim hayvanların dostu; kendinden başka canlıları sevgiyle merhametle yaşatmak için varolmuş bir adam, vicdan baba dediğim yürekli insan Şahin Gençal...

Soruların zor olmasın diyerek espiriyle güleryüzle karşıladı beni...
"Yok olur mu sizi yormak için gelmedim hayvanlar üzerine, siyaset ve başarı üzerine sohbet edeceğiz." dedim.

Çok güzel anlamlı bir şöyleşi olacak eminim dediğimde, "bu işin kompedanı sensin tabi ki güzel olacak..." dedi.
Ziyaret ettiğimde kolundan rahatsızdı. Geçmiş olsun, kolunuza ne oldu diye sordum anlatmaya başladı;
"Beslediğim köpeklerden biri diğerlerinden korktuğu için duvarın üzerine çıkmış. Duvardan inse aşağıdakiler hırpalayacak, bende bir kasa eti yukarı duvarın üzerine fırlattım. Dün geceden beri sancı çekiyorum, lif yırtılması oldu sanırım kendimi bile bile sakatladım..." dedi.

"Çocukluğundan beri büyükleri dinlemek nasıl bir keyifse senin için, ben de çocukluğumdan beri hayvanları çok seviyorum bu yüzden onlarla dost olmak istedim."

Bu dostluk ne zaman kurulmaya başladı?

1998 yılında Bademli'ye taşındığımda 8-10 köpeği besleyerek başladım. Bademli ve çevresi derken Uludağ yolu ile devam ederek bu sayıyı çoğalttım. 22 yıl önce başladığım bu serüvende alan genişledi. Çalı, Allaattinbey, Özlüce, Balat, Meşeli köy, Baş köy, Akçalar, eski Mudanya yolu üzerinde 50'si kedi 450'si köpek olmak üzere beslediğim 500 hayvan var. Yıllardır sürüp giden bu uğraşı ile çok mutluyum. Sevgili Neriman bu yaşta hiç kimse yaptıramazdı bunu bana...Uludağ'ın tepesinde -18 derecede orada ki köpeklere et, mama götürmem için kim böyle bir emir verebilirdi bana? Bu mümkün değil! Maddi karşılıkla yapılacak bir iş değil bu. İnsanın canını tehlikeye atabilmesi için çok önemli bir sebebi olmalı!

Hiç korkmuyor musunuz?

Yani aslında korkuyorum! Hem aç köpeklerin vahşiliğinden hemde ıssız yollarda başıma gelebilecek tehlikelerden. Gece gündüz, kar kış, yağmur çamur demeden yollara düştüğüm oluyor... Tinerciler, serseri tipler var. Bu adam Jeep kullanıyor, parası vardır deyip yolumu kesebilir darp edebilirler beni. Bu ülkede 50-100 lira için insanlar öldürülüyor.

Kış geldiği zaman Uludağ'a kardan kaynaklı nedenlerden dolayı birkaç çeşit erzakla gidiyorum. Köpekler için tavuk eti, kediler için ciğer ve mama, yaban hayvanları içinde 200 adet ekmek alıp çıkıyorum. Ayıdır, kurttur, tilkidir, kuzgundur hatta kargalar bile en tepeden yolumu gözlüyorlar.
Hemen hemen bütün köpeklerin karakterlerini öğrendim, uygun mesafeden hepsini ayrı ayrı doyabileceği oranda yiyeceklerini dağıtıyorum. Haftada iki kez dağıtım yapıyorum ve dağıtım yaptığım her alan 4-5 saatimi alıyor. Hayvanların sadece karnının doyması yeterli değil. Beslediğim hayvanların sağlık problemleriylede ilgileniyorum. Veteriner arkadaşlardan edindiğim bilgiyle müdahale ediyor takibini de yapıyorum.

Asıl mesele benim gibi tamamen bağımsız bu işi yapan hayvansever insanların omzuna çok yük biniyor. Aylık 10 ton et alıyorum, haliyle maddi olarak yıprandığım oluyor.
Bütün bunların hepsini yapacak olan bir tek bizler olmamalı. Aslında bu iş birer kamu hizmeti olmalı. Çevresel düşünceye önem verenler örgütlenip birlik olmalı...
Bursa il ve ilçe belediyeleri bu kamu hizmetini geliştirmeli. Sokakta yaşayan canlıların insanlarla beraber yaşamak zorunda olduğu gerçeği ortada iken kamu görevlilerinin bu canlılara el uzatması gerekir.


Şu anda tek korkum benden sonra bu hayvanlara ne olacak, kimler bakacak!

Bu işi yapamayacak duruma geldiğimde benden ilham alan insanların devralması gerekir.
Herkesin onların yaşam haklarına saygı duymaları gerekir.

Çünkü onlar yaşamda vardı insanlar sonradan geldi.

Örneğin; doğada hayvanlar kendilerine bir alan açıyor, sonra insan geliyor ev kuruyor kendi yaşam alanına hizmet ediyor o hayvanlar yerinden ediliyor.

Bu haksızlıktır.

Bu coğrafya ne yazık ki hayvanseven bir coğrafya değil. Hayvanı sevmeyen yeşili sevmez, yeşili sevmeyen suyu sevmez, dolayısı ile insanı da sevmez.
Doğada müthiş bir sistem var. En küçük organizmadan en büyük organizmaya kadar birbirine faydalı birbirini tamamlayan bir sistem.
Açılan sahaların gelişen teknolojiyle hayvan türlerinin yok edilişini görüyoruz. Derelere, göllere, denizlere atılan kimyasal atıklarla doğadaki bütün canlı türleri ortadan kaldırılıyor tabiki doğanın dengesi de ortadan kalkıyor. Zincirin bir halkası zayıf düştüğünde diğer halkalarda etkileniyor. Türlerin yok olması insanların yok olmasına sebeptir.
Doğayı ve doğada ki tüm canlıları koruma altına almak biz insanların mecburi görevi.
Doğa insana muhtaç değil, insan doğaya muhtaç!
Doğayı tahrip etmeden kendi haline bırakırsak doğa zaten kendi döngüsünü oluşturuyor. Yeter ki tahrip edilmesin.
Bazı gelişmiş ülkelerde yol açılacak iken ağaçların yeri değişmiyor yolun güzergahı değiştiriliyor. Bizde ise öncelikle ağaç kesiliyor yol tercih ediliyor.


Böyle bir anlayış bize de yerleşsin istiyorum.

Bizim gibi hassas insanlar için en büyük sıkıntı dereleri, ovaları, ormanları koruyamamak.
Şaman öğretisinde; nehir kendisi için akmaz, toprak kendisi için verimli olmaz, güneş kendisi için ısıtmaz buna benzer birbirini tamamlayan şeylerdir. Bu bir dengedir bu dengeyi de insan bozamaz. Sevgi hayvanları sevmekle başlıyor ve bu doğanın tümünü ilgilendiriyor.

Bu gezegen hepimizin yuvası, hiç kimse görmezden gelemez deyip yaptığı fedakarlığın nedenini hayatta varolma sebebine, yaptığı iyiliklerin sebebini hayattan sonra da akıllarda, gönüllerde yaşamak istediğine bağlıyor bu sözlerle...

Bir insan öldükten sonra da yaşayabiliyor Sevgili Neriman...
Örneğin; Haşim İşcan Bursa stadyumunu yaptı, Bursa Devlet Hastanesini yaptı, Eğitim Enstütüsünü kurdu, Kaymakamlık binasını yaptı, adam 50 sene sonra bile hala konuşuluyor. İnsan öldükten sonra mezar taşına neler yazılmış dediğimizde işte bu bıraktıkları, konuştuklarımız yazılıyor.
Ancak böyle yapıtlar bırakırsan ölümsüz oluyorsun.

Şahin Bey isimler bıraktıklarıyla anılır ve yaşamaya devam eder vurgusunu yapıyordu.
Meğer her türlü canlıya bu denli koşulsuz koşmasının sebebi buymuş.

Aslında soracağım sorunun yanıtını az çok tahmin ediyorum, birde Şahin Gençal'dan duymak istiyorum. Mümkün mü? Niçin siyaseti bıraktınız?

Siyaset bir noktada haddini bilmektir!

Ben 50 yıl siyasette aktif politika yaptım. Hemen hemen her kademede görev aldım, üyelikten il başkanlığına kadar...
Ben siyaseti niye bıraktım?
Belirli bir yaşa geldim artık... Dünyayı yöneten kesim 50-75 yaş arasıdır. Ben bir yeri yönetmekten aciz değilim. Bir kenti, bir ülkeyi yönetenlere bakıyorum... Mesele insanı idare etmektir, öge insandır. Siz insanı iyi anladığınız taktirde onu iyi yönetirsiniz. İnsana sevgi verdiğin müddetçe ondan alamayacağınız hiçbir şey yoktur. Bir yönetici başarısını toplumdan alır.
Ben tam zamanında bıraktım, bundan sonra hiçbir göreve talip değilim ama siyasetten de kopmuyorum. Ben kimseden akıllı değilim, deneyimlerimden gelen kendime olan güvenim var. Bu hep böyle oldu. Benim gibi düşünenler yerini gençlere bırakmalı. Gençler beni, onu, şunu bunu her konuda geçerler... Mesela sen benden 10 kat daha ileridesin, her konuda beni geçersin.

Geçemeyeceğin bir tek alan var yaşadıklarım. Ben onları yaşadım sen daha yaşamadın.

50 yıllık siyaset hayatınızı ve şu an ki siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyaset benim için; bana hayatı öğreten beni terbiye ve dizayn eden okul diye düşünüyorum. Ben 15 tane kurultay yaşadım, 25 tane il ve ilçe kongresi yaşadım, 100'e yakın toplantı yönettim. Yaşanmışlık tecrübenin en önemli vasfıdır. Hayat bir tecrübedir ve yaşayarak tecrübe ediniyorsun.
Eflatun derki, "siyaset zor bir zanaat ama ne yazık ki herkes yapıyor" der. 2300 sene önce greek filozofu tarafından söylenmiş bu söz hala günümüzde geçerli. Bugün siyasetin en zor ve acı olan tarafı herkesin siyaset yapıyor olması.
Eflatun elbette haklıdır.

Politika ile herkes ilgilenmeli lakin siyasetin her alanında görev alan kişiler siyaset yapmalı. Pat diye vekil, bakan, başbakan olunmaz. Siyasetin tıkanmış olduğu mekanizmalardan en büyük sorun siyasetten gelmemiş olan insanların önem arz eden sorumlu noktalara getirilmeleridir. Siyaseti bilmeyen insanlar tarafından yönetilmesinden kaynaklı bugün Türkiye'de aksayan yegane temel konu budur.

Nedensiz, eğersiz herhangi bir olayı iyi malzemeyle yetenekli bir yapıyla kurmazsanız ki bu insandır, insan malzemesini kaliteli bir malzeme olarak siyasete monte edemezseniz yönetsel anlamda aksarsınız.
Halbuki siyasette liyakat dediğimiz şey beceri, dürüstlük, vicdan, ahlâk bütün bunlar varolması gereken siyaset insanının bünyesinde toplanması gereken önemli meziyetlerdir.
Çünkü yönetimde bilgi, birikim, şahsiyet, duruş siyasette aranan önemli faktörlerdir. Bu faktörler siyasette çok az görülen ve özlenen bir yapıdır. Dediğim gibi o duruşu sergileyebilmektir. Siyasetin bunca yıllık tozunu tutmuş biri olarak söylüyorum...
Bugün siyasette tespit ettiğim en önemli eksiklerden ve olması gereken meziyetlerden bir tanesi "utanma duygusu!"
Bir insan utanmıyorsa vicdanı yok demektir, utanma ve vicdan yoksa ahlâk tamamen ortadan kalkıyor demektir. Birbirini tümleyen bu üç olgu yoksa hak hukuk ve adaletten bahsedemeyiz. Bugün söylediğini yarın inkar edenlerden geleceği aydınlatmasını bekleyemeyiz. Empati ve hoşgörü duygusunun içini dolduramadığın taktirde iyi bir yönetici olamazsın. Bu eksiklik giderilmediği vakit çıkmaz noktaya varıldığının işaretidir. Halk bilinçli insana oy vermiyor, insanlar kendine benzeyeni seçiyorlar!
Toplumun bilinçli olabilmesi için ve topluma faydalı bir birey yetiştirebilmek için çocuklarımızı özgür birey olarak yetişmek gerekiyor. Soru soran, soruşturan, denetleyen, düşünebilen mantığa sahip olmalılar.

Evet efendimci olmasın çocuk!

Her şeyi her sözü dinleyen çocuk istemeyin, her sözü araştıran düşünen çocuk isteyin.

Özgür bir birey yetiştiren toplumlar özgür olur. Bir toplum sorgularsa, denetlerse, insan hakları ve hukuk düzeni gibi dünyanın evrensel normlarını yakalamış olur.

Böyle bir gençliğe sahip toplumun geri kalması, eğitimden geri olması mümkün mü?

Tıpta, iktisatta, teknikte, bilimde geri kalınabilir mi? Malesef günümüzde biat eden her şeye gözü kapalı çabuk inanan, kabullenen genç nesil istiyoruz. Böyle bir nesil doğruyu bulmada hedefe gitmede yolda kalır. Genç nesile denetleyici, soruşturan mantıkla eğitim verilmeli.

Şahin Bey başarınızın sırrı nedir?

Bir insanın başarılı olabilmesi için 2 kriter var.
Ya herkesin yaptığı işin en iyisini yapacak ya da hiç kimsenin yapmadığı bir şeyi yapacak!
Güzel sanatları okurken siyasi görüşten dolayı okuldan atıldığınızdan behsettiniz! İstemeyerek yaptığınız bir meslekte Mali Müşavir olarak zirveye çıktınız, bu nasıl oldu?

İstemsizde olsa işimi azimle dürüstlüğü rehber edinerek yaptım, azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz!
71'de muhtıradan kaynaklı okuldan ayrılmak zorunda kaldım. Yeteneğim sanat üzerineydi.


Peki sanat okusaydınız ne olmak isterdiniz?
İç mimar olabilirdim, ama en çok ilgi alanıma giren sinemadır. Sinema tarihini ve sinemayı iyi bilirim.

Uzun ama keyifli bir sohbetti. Merakla, ilgiyle ve hayata dair birçok tecrübe ederek dinlediğim bir kişilik... Mütevazı ve naif olması, hakiki bir olgunlukta olması, kültürlü, donanımlı olması, konulara ve olaylara adil yaklaşımı tam bir örnek alınacak insan profilinde.

Ayaklı kütüphane normunda.

Bu sohbetten öğrendiğim ders; "Dünyada kapladığın yer kadarsın, işte sadece o kadar!
Şahin Gençal'da derya deniz gönlü ile uçsuz bucaksız yere sahip.

Sevgiye, merhamete, vicdana ve ölümsüz bir ruha...
Hoşgörüsüne, fedakarlığına, yaptığı iyiliğe gönlümdeki bütün çiçekler armağan olsun.

İyi insan olduğu ve kaldığı için saygı benden, hepimizden olsun.

Şuraya şapkamı çıkartıp, avuç içlerim su toplayıp patlayıncaya kadar alkışlıyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..