SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kırık kalpler, kiralık evler

Yazının Giriş Tarihi: 03.03.2022 11:17
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.03.2022 11:17

Bir insanın ilk düşmanı da ilk dostu da yine kendisidir. 

Bir toplumun en büyük düşmanı cehalettir, o toplumu ileriye taşıyacak olan da zekadır, aydınlık düşüncedir, dürüstlüktür.

İnsanı insan yapan, inancını yaşatan, huzuru yayan erdem ise saygıdır, hoşgörüdür, merhamettir, vicdandır.

Yaşadığınız şehri düşünün ve yükseklerden o şehre bir bakın!

Geceleri bütün evler, sokaklar, caddeler, dükkanlar sorunlardan uzak hiç dert gam kasavet yokmuş gibi parıltılı ışıklar içinde süslü cıvıl cıvıl görünür. 

Gündüz baktığınızda beton yığınıyla dolu evler binalar karınca yolu gibi sıra sıra araçlar ve binlerce yaşam gayesiyle koşuşturan insanlar görürsünüz.

O beton yığınlarına bakarken insanların da içi böyle taş yığınına mı döndü demekten alıkoyamazsın kendini.

Kime dokunsan bin 'ah' işitiyorsun lakin o 'ah' ların içinde ne adalet, ne liyakat, ne dürüstlük ne de vicdan görebiliyorsun.

Zamlardan yakınanların tuhaflığını ve tutarsızlığını taş yığınlarının arasında yaşayabilir, perhizle turşunun zıtlığını net bir şekilde anlayabilirsiniz.

Eskiden ekmek, yağ, şeker, tüp gaz kuyruğu vardı diyerek hep eskileri dillendiriyorlar da; bugün çay kaşığı ile verdiklerini kepçeyle topladıklarından hiç bahsetmiyorlar!

Hep eskileri anlatıyorlar!

Eskiden SSK'lı çalışanlar, devlet memurları emekli ikramiyesi ile ev araba alacağım, çocuğumu evlendireceğim hayali ile emekliliğini beklerdi. 

Çiftçi bu yıl hasat beklediğim gibi olursa evimin çatısını aktaracağım, evimi tamir edeceğim, ahırı, samanlığı yenileyeceğim veya tarlayı büyütüp hayvanlarımı çoğaltacağım hesabı yapardı. 

Evde çalışan tek kişi tüm aileye bakar, arta kalan parayı da kötü günler için kenara koymayı düşünürdü.

Alım gücü düştü, zengin zenginliğini çoğalttı fakir fakirliğini derinleştirdi.

Artık hayaller de hayal oldu, ufukta görünenler de kayboldu!

Eğitimden tutunda, sağlıktan, ekonomiden dertli sayısı memnun insan sayısından kat be kat fazla, bu durumda memnuniyetsizler halinden memnunlar ile savaşmak zorunda kalıyor.

Gıda, elektrik, doğalgaz, petrol fiyatları gün geçtikçe cepleri yakıp kavuruyor "ekmek aslanın ağzında" sözünü unutturuyor, işi aşı, geleceği aslanın midesinde, bağırsaklarında aratıyor!

Pahalılığın önünde duramayan bir sorun da 0 artan ev ve kira fiyatları...

Tasarruf örneği veren büyüklerimiz; serbest piyasayı denetleyip önyargılı ev sahipleri ve emlakçılara başlarına buyruk maddeler sıralanmayacağını hatırlatsa bir zahmet!

Verdikleri asgari ücreti vatandaş kiraya mı, boğaza mı, faturalara mı pay edecek?

Yaşamı kolaylaştıracak çözüm üretseler dünyanın sonu gelmez diye düşünüyorum! 

Her meslekte çürükler sağlamlar olduğu gibi, işini ehil elle yapanlar parmakla sayılsa da liyakatsizler bu kriz sürecini fırsata çevirip hayatı daha da zorlaştırıyor.

Vicdanıyla hareket eden, dürüst davranış sergileyen ev sahipleri ve emlakçıları tenzih ederek; düzensiz sistemin, serbest piyasanın yeni dostu kara borsa!

Ev almak isteyen bankaların insafına sığınıyor, ömür boyu yemeyip içmeyip ödeyeceği borç yükünün altına giriyor.

Yüzüne bakılmayacak evler uçan halı üzerinde, içinde bir insanın oturabileceği evler ise ev sahiplerinin, emlakçıların ahlak bekçiliğinde! 

Şartlar:

Bekar mısın? 

Çoluk çocuk var mı, varsa kaç tane?

Devlet memuru musun?

Aylık gelirin ne kadar?

Falanca yere perde takmak yok, aman yan duvara çivi çakmak yok, balkonda fazla vakit geçirmek yok, misafir kabul etmek yok!

Saçmalardan dinletiler, ötelerden belirtiler, astala vista baby!

Daniska sorular sıralanır da, cevaplar gümbürdemez mi?

Hayırdır? 

Bekar ise evlendirecek misiniz ya da ev tutmak için formaliteden düzenlenmiş evlilik cüzdanı mı getireyim?

Çoluk çocuğum varsa siz mi bakacaksınız?

Yıllarca emek verip okuyup atanamayan, mezun olduğu bölümden işini yapamayan gençlerin içinde sınavdan sınava koşup belli bir yaştan sonra devlet kapısında mı yatayım?

Aylık gelirime gelince, gelirimi harcamak için ortak mı arıyorsun?

Eşyaları tuttuğum evin bir odasına istifleyip, banyo, lavabo, mutfak gibi yerleri saatli mi kullanayım? 

Çıtım çıkmasın, nefes almayayım, paramla rezil olayım sen de o paranın hayrını gör!

Bekar insan değil mi?

Çocukları olan insan değil mi?

Devlet memuru olmayan insan değil mi?

Yaşam standartları yüksek olmayan insan değil mi?

Sen gerekli maddeleri sözleşmende belirtiyor, kira bedelini, depozitini, emlak paranı alıyorsun, kira kontratı neyi gerektiriyorsa işleme koy yoluna devam et yürü! 

Özel hayat bu; sana ne ona ne buna ne şuna ne kime ne?

Kapitalizm paramızı gücümüzü aldığı gibi tüm öz değerlerimizi de çürüttü, onlara lüks hayat, halka vur tepesine otur aşağı yat!

Ülkece, milletçe, toplumca, insanca hep adil olmaktan, haktan hukuktan, olmayandan bahsediyoruz, ballandıra ballandıra anlatıyoruz sözde ifade de hünerliyiz, eyleme gelince tıs fos koskoca bir boşluk! 

Ne sevmeyi öğrenebildik ne saygı duymayı becerebildik, ne hoşgörünün yanından geçebildik ne de beynimizin içinde didişen önyargı kurtçuklarını öldürebildik.

Teşekkür etmede, özür dilemede, takdir etmede yiğidin hakkını yiğide vermede, bükemediğin eli öpmede hep geride kaldık bir türlü sınıfı geçemedik! 

Başarabildiğimiz tek nokta maddi manevi acziyetimiz, işte onu pek güzel yansıtıyoruz. 

Neyi çok dillendiriyorsak onun eksikliğini yaşıyor yoksulluğumuza yenilerini eklemekte geç kalmıyoruz. 

Dünya mı? 

Zenginin yaşadığı, fakirinde zenginin yaşadıklarını seyretmek için geldiği yerdir!

Ahlâk mı?

İnsanın doğuştan kazandığı sonradan kaybettiği niteliktir! 

Ve  "Kim namus ve ahlâk şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu o'dur."  (Friedrich Nietzsche)

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..