Bursa
Çok Bulutlu
18.4°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Okan Erkal
Okan Erkal
okanerkal@lifebursa.com

Büyülü Fener

30 Nisan 2021 Cuma, 10:57

16 Mayıs 1929 yılından beri var olan Akademi Ödülleri ya da bilinen adıyla Oscar Ödül töreni, içinde bulunduğumuz durumun şartları doğrultusunda geçtiğimiz pazar gecesi saat 3'te Kaliforniya'nın Los Angeles şehrinde Dolby Tiyatrosu'nda 93. Kez gerçekleşti. Her sene şubat ayında Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından yılda bir kez verilen sinemanın en prestijli ödülü bu sene pandemiden dolayı 25 Nisan gecesi yayınlandı

.

Oscar adının nereden geldiği bilinmemekle beraber, bazı rivayetler vardır, bunlardan ilki;

1908 doğumlu Amerikalı aktris Bette Davis, ödülü kocası Harmon Oscar Nelson ile özdeşleştirmiş ve adı öyle kalmıştır.

Diğer bir rivayete göre ise;

Margaret Herrick adında akademi kütüphanesinde görevli bir hanımefendi, heykelciği Oscar amcasına benzettiği için ödülün adının Oscar kaldığını söyler.

Bir diğer rivayete göre ise;

Amerikalı bir köşe yazarı olan Sidney Skolsky, akademi ödülüne "Oscar" takma adını kendinin bulduğunu iddia eder.

Olayın aslı hala bilinmese de ödülü bir sanat yönetmeni olan Austin Cedric Gibbons tasarlamış, son haline ise heykeltraş George Stanley getirmiştir.

5 parçalı bir film makarası üzerinde, elinde kılıcı ile duran bir şövalye taslağı çizmiştir. Bu film makarasının halkaları; senaristleri, yönetmenleri, yapımcıları, oyuncuları ve teknik ekibi temsil etmektedir. 35 santim uzunluğunda ve yaklaşık ağırlığı 4 kilo olan bu heykelcik 24 ayar altın ile kaplıdır. Eğer kafanızdan bu heykelciği satma düşüncesi geçiyor ise, boşa ümitlenmeyin. Çünkü akademinin aldığı kararlar doğrultusunda Oscar heykelciği satılamaz. Eğer ödülü alanlar bu ödülden kurtulmak isterlerse akademiye 1 dolar karşılığında geri verirler.

Akademinin, sinemanın profesyonellerinden oluşan yaklaşık 6000 üyesi bulunur. Amerika Birleşik Devleti'nin sanatçıları ve diğer ülke sanatçıları da akademiye kabul edilebilirler. Hatta bu üyeler arasında toplam 5 Türk sanatçımız da bulunmaktadır.

Bu isimler; Nuri Bilge Ceylan, Gökhan Tiryaki, Harika Uygur, Deniz Gamze Ergüven ve bu sene jüri üyeliği yapan ilk yerli yapımcı olan daha önce yine oldukça prestijli Amerikan bağımsız sinemanın en önemli destekçisi olan Sundance Film Festivali'nde de jüri üyesi olan Zeynep Atakan 2021 Oscar Ödül töreninde de 5. Türk olarak jüri üyeliği yapmıştır.

Akademi Ödülleri gecesi 24 ödül dağıtılır ve bunlar arasında;

En İyi Kostüm

En İyi Özgün Senaryo

En İyi Kısa Animasyon

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu gibi bir filmin tüm disiplinlerini göz ardı etmeden gerçekleştirir.

Bir filmin Oscar'a aday olabilmesi için 40 dakikadan uzun olması, ABD-Los Angeles sınırları içerisinde en az bir sinemada paralı gösterimin gerçekleşmiş olması ve filmin gösterimin en az bir hafta sürmüş olması gerekir.

Daha sonra akademinin üyeleri oylamaya katılır, bu şekilde tüm dallarda adaylar belli olur, adaylar belli olduktan sonra ödülün kime gideceği ile ilgili ikinci bir oylama yapılır. Arkasından klasikleşen o cümle gelir; And the Oscar Goes To...

Kendi açımdan söylemem gerekirse bu seneki Oscar Ödülleri'nin sahipleri beni şaşırtmadı ayrıca tahminlerim doğru çıktı. Geçen sene En İyi Film Ödülü ilk defa dili İngilizce olmayan Güney Kore yapımı olan "Parasite" filmine gitmişti.

Bu sene ise En İyi Film Ödülü, Amerikan yapımı olan, 2008 Amerika'sının ekonomik krizinden sonra yaşamı değişen, 60'larında bir kadını filmin tam merkezine koyar. Kadın, ekonomik çöküşten maddi olarak etkilenir, neredeyse tüm eşyalarını kaybeder. Daha sonra minibüsünü bir karavan haline getirir, modern bir göçebe olarak yoluna devam eder.

Elbetteki bu film ile ilgili eleştiriler vardır, olması da gerekir. Çünkü sinema insanların hayal güçlerini harekete geçiren, insanları hayatın durağanlığından alıp başka bir dünyaya götüren, film izlerken birkaç saat olsun katlanamadığımız durumlardan veya doğru olmasını istemediğimiz gerçeklerden kaçmamızı sağlayan büyülü bir sanat dalıdır. Ama sinema aynı zamanda bir propaganda aracıdır.

Yani iyi yorumlar olacağı gibi filme eleştiriler de, bu filmi destekleyenler kadar desteklemeyenler de mutlaka olacaktır. Tıpkı, Çin Devleti'nin vatandaşı, Nomadland'ın yönetmeni olan Chloe Zhao'ya yaptığı gibi sansüre dahi maruz kalınabilir bu işte.

Ödül alkışlar ile takdir edilerek verilse de elbette bir beğenmeyen çıkacaktır. Belki bu sene değil ama geçtiğimiz yıllarda benim de Oscar Ödülleri'nin sahiplerini çok eleştirdiğim olmuştu.

2017 yılında En İyi Film kategorisinde orijinal adı "Three Bilboards Outside Ebbing" olan film yerine, orijinal adı "The Shape Of Water" filmine ödülü verdiklerinde çok fazla eleştiride bulunmuştum.

Ama sinemayı da güzel yapan unsurlardan biri bu. Sansür değil ancak olumlu yorumların veya yerinde eleştirilerin dünyanın en güzel filmlerine dahi gelmesi.

Son olarak sizlere çoğu zaman yaptığımdan biraz daha farklı olarak bir film tavsiyesinden ziyade, benim için En İyi Film Oscar Ödülü'nü alamamış ancak bu ödülü sonuna kadar hak eden birkaç tane film saymak istiyorum.

1992 yılında aday olup kazanamayan "Kadın Kokusu"

1994 yılında aday olup kazanamayan "Esaretin Bedeli"

1998 yılında aday olup kazanamayan "Er Ryan'ı Kurtarmak"

2012 yılında aday olup kazanamayan "Pi'nin Yaşamı"

2014 aday olup kazanamayan "Büyük Budapeşte Oteli"

Bana kalırsa, yarıştıkları senelerde En İyi Film Oscar Ödülü'nü alması gereken filmler bence bu filmlerdi ama olmadı.

Tabi listem bunlarla sınırlı değil, oyuncudan senaryoya kadar benim gönlümden geçen, birçok ödül de bana göre sahibini bulmadı ama sinemada asıl önemli olan bence şudur;

Amerika Birleşik Devleti, Nevada eyaletinde başlayan Nomadland'ın hikayesi bittiğinde, Avrupa'da yaşayan Camile'ye, Asya'da yaşayan Jung-su'ya, Afrika'da yaşayan Babakar'a Türkiye'de yaşayan Deniz'e.

Kısacası; tüm dünyaya ulaşıp farklı duygular yaşattı. İşte bu, sinemanın gerçekten büyülü bir fener olduğunun kanıtı niteliğindedir.



İyi hafta sonları dilerim...