Bursa
Parçalı Bulutlu
20.7°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Prof. Dr. Necmi Gürsakal
Prof. Dr. Necmi Gürsakal
necmi.gursakal@lifebursa.com

Mavi plastik ayakkabılar

26 Ağustos 2021 Perşembe, 10:10

O yaşlı adamın çıkmaz sokağın dibinde yer alan ahşap, iki katlı terkedilmiş evin önünde ne zamandan beri oturmaya başladığını hiçbirimiz bilmiyorduk.

Hatta bazılarımız, adamın çok eskiden beri o kapıda yaşadığını, geçen kışı bile evin arka bahçesindeki odunlukta geçirdiğini anlatıyordu.

Sokağın ilkokula giden çocuk kalabalığı, bazen işi adamın eskiden çok zengin olup, parasını kumarda kaybetmiş biri olduğuna kadar bile götürüyordu.

Ben cesur davranıp bir gün adamın yanına yaklaştım.

Eskiden buraya yakın bir mahallede büyümüştü adam, çocukların anlattıklarının aksine, çok sıradan bir öyküsü vardı. Sonra cebinden mavi plastik yazlık ayakkabıların fotoğrafını çıkardı.

"Ben yazları bu ayakkabıların beyazını giyerdim, bizim orada oturan bütün çocuklar buna benzer ayakkabılar giyerlerdi" dedi.

Adam kendi kendine mırıldanır gibi konuşuyor, konuşurken de uzaklara bakıyordu.

"Paranın her şeye hakim olmadığı, zengin ile fakirin aynı mahallelerde oturduğu, zengin ve fakir çocuklarının aynı okullara gittiği zamanlarda yaşadım ben" diyor ve, "Yaz boyu fotoğraftakilere benzer, ucuz ayakkabıları giyer tozun toprağın içinde koştururduk. Yazları hepimizin ayağında aynı iz olurdu. Bir de zaman içinde paslanan madeni parça ayağımıza pas lekesi yapardı. Sanki bizim giydiğimiz plastik ayakkabıların ortasına doğru bir oyuğu yoktu" diye ekliyor, elindeki fotoğrafı evirip çevirip inceliyordu. Sonra kafasını fotoğraftan kaldırıp, "Düşünebiliyor musunuz, bütün mahallenin çocuklarının aynı ayakkabıları giymesini... Bizim oturduğumuz mahalle şehrin kıyısında tütün tarlalarının, şeftali bahçelerinin olduğu ve tarlaların uçlarında pınarların bulunduğu bir mahalleydi. Akşam karanlığı çökmeye başladığında, ayaklarımızı bu pınarlarda yıkardık. Orada ayağını yıkadıktan sonra yanlışlıkla birbirlerinin plastik ayakkabılarını giyenler bile olurdu..."

Ben adamla konuşurken arkadaşlarımın çoğu bize biraz mesafeli durmuş, sonra da bana, "Konuşma o deli adamla" demişlerdi. Sonra bir gün yaşlı adamın yanında onun kızı yaşında, konuşma özürlü, işaret diliyle konuşan bir kız da görmeye başladık.

Kız durmadan adama işaret diliyle bir şeyler anlatıyor, adam da onu başını sallayarak onaylıyordu.

O akşam anneme, "Bütün çocukların aynı plastik ayakkabıları giydiği mahalleler olabilir mi?" diye sordum.

"Saçlama öyle şey olur mu hiç..." dedi annem.

Sokaktaki yaşlı adamı, onun kızı olduğunu sandığımız konuşma özürlü kızı ve fotoğraftaki mavi plastik ayakkabıları ona anlatmaya çalıştıysam da dinlemedi beni.

Konuyu uzatmaya başladığımda da sesini yükselterek:

"Her zamanki gibi sakın bunları sen uyduruyor olmayasın. Rüyanda mı görüyorsun bunları ne... Geçen gün yine yatağının altında, 'işaret diliyle konuşan kız' yazan bir kağıt buldum zaten. Bırak abuk subuk işlerle uğraşmayı da derslerine bak sen..."

Tuhaftır, annem bunları söyledikten sonra ne o adamı, ne de işaret diliyle konuşan kızı bir daha kimse sokakta göremedi.

Aradan zaman geçtikten sonra çocuklara, bütün çocukların aynı ayakkabıları giydiği bir yeri ve mavi plastik ayakkabıların fotoğrafını anlatmaya çalıştıysam da beni kimse dinlemedi, "Olur mu böyle saçma şey" dediler ve sözlerime gülüp geçtiler.

Aralarından biri de, "Nike, Adidas, Puma varken kim giyer anlattığın uyuz plastik ayakkabıları" diye bağırdı.