Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Prof. Dr. Tayfun Carlı
Prof. Dr. Tayfun Carlı
tayfun.carli@lifebursa.com

Jeff Uzaya Neden Gitti?

21 Temmuz 2021 Çarşamba, 15:03

Jeff Bezos Amazon'un kurucusu, sahibi olduğu uzay araştırmaları şirketi 'Blue Origin'in yaptığı roket ile uzaya çıkıp döndü.

IQ düşükse şöyle düşünüyorsun; adam zengin gezip geldi... İş öyle değil. Adamın uzay araştırmaları şirketi var. Ne demekse? Töbe töbe...

Tabi bu olayı televizyonlardan seyrettik. Yorumlar şöyle:

Zenginler uzaya seyahat edebilecek.

Yeni bir çağ başladı, adı uzay çağı.

Vay be adamlara bak.

Biz de iyiyiz. Biz de gidebiliriz.

Ne gerek var. Bu işleri yapıyorlar.

Ben bu yorumları duydum. Kim bilir sizler daha nelerini duymuşsunuzdur. Ama en entelektüel yorum, Yeni bir 'çağ başlıyor ve adı uzay çağı' olanıydı. Bu yorum gerçekten sevdiğim ve izlediğim bir gazeteciden geldi. Öyle şaşırdım ki... Yazık her şeyde erezyon var. Bilmiyorsan konuşma o zaman...

Kardeşim, uzay çağı diye bir çağ yok. Uzay bilimleri var. Çağ bilim ve bilgi çağı. Her zamanda bu çağdayız. Kendini yenileyenler, çağdaş olanlar mutlu mesut yaşıyor, çağdışı olanlar ise sürünüyor.

Biz bayram kutluyoruz. Yüzlerce yıldır da kutlanıyor. Peki neyin bayramı. Kardeşliğin, sevginin ve dostluğun. Baya kardeşiz, dostuz ve sevgi doluyuz. Çok ilerledik.

Daha nicelerine. Dünya realitesini anlamak dinle olmuyor, canım kardeşim. Bunu için bilim yapmak gerekiyor. Bilim de maalesef bilmekle ilgili; bu da pahalı bir iş. Kafan almaz. Ama isteyen olursa anlatırız.

Yıllar önce Uludağ Üniversitemizin bir rektörü vardı. Çok severdi bizleri. Ben de kendisini rahmet ve saygıyla anıyorum. 12 Eylül 1980, faşist cunta darbesinin ürünü olan YÖK'ün etkisini, eski yasalarla doçent ve profesör oldukları için bizlere yansıtmamışlardı, bu rektör hocalarımız. YÖK sistemi ile replase olduklarında sistemin etkileri daha net görülmeye başladı.

Bu rektörümüz, aynı zamanda üniversiteler kurul başkanıydı o dönemde. Rahmetli sayın hocam Prof. Dr. Ayhan Kızıl'dan söz ediyorum. Değerli hocam güzel şehrimiz Bursa'nın bir yerel TV kanalında öğrencilerle paneldeydi. Ben de Yardımcı doçenttim o dönemde. Hocaya bir soru geldi öğrencilerden 'Türkiye üniversiteleri dünya üniversiteleri içinde ne sırada?' ve hoca yanıtladı: 'Türkiye'de ne yazık ki dünya standartlarında üniversite ve anlayışı yok.'. Hocayı çok sever ve takdir ederdim. Her zamanki gibi bu soruya da net ve açık bir yanıt vermişti.

O dönemde bile bu durumdaydık. Ya şimdi? Tanımlayamıyorum bile. O dönemler doçent olmak için en az iki yabancı dil bilmek gerekiyordu. Hocaların otonom kendi laboratuvarları vardı. Liyakat vardı, Sayın Ayhan hocaların doçent ünvanı aldığı dönemler.

Şu anda insanlar online doçent oluyor. Sınavlar online, dersler online. Sanal bir dünyadayız. Rüya gibi...

İşte uzaya gitmek bilimle ilgili. Adamlar hatasız uçurtma uçurur gibi, uzaya roketi yollayıp geliyorlar dakikalar içinde. Bu fizikle, kimyayla, biyolojiyle ve üniversitelerde ve araştırma üniversitelerde yapılan binlerce laboratuvarın durmaksızın çalışmasıyla ve finansı ile ilgili.

1996'da yanına gittiğim hocanın laboratuvarı gibi mikrobiyoloji bölümünde 32 ayrı araştırma laboratuvarı vardı ve benim hocanın yıllık aldığı proje parası 1 milyon dolardı. Bilmem anlatabildim mi?

Yani kardeşim, bu dünya işleri bilimle anlaşılıyor. Dinle, duayla alakası yok. Onun için din ile bilim işlerini batıda Rönesans'da yaşandığı gibi, kilisenin dinden sıyrıldığı gibi, sıyrılması gerekiyor.

Yoksa işimiz zor, milletler uzaya giderken ağzımız açık havaya bakıyoruz. Uzay çağı gelecekmiş. Bekle gelir. Daha çok beklersin.

Bilim için, bu dünyayı anlamak ve ona göre yaşamak için, sağlıkla, mutlu ve refah içinde yaşamak için bilim yapacaksın. Makarna üreterek, inşaat yaparak olmaz bu işler...

Eğitim de araştırma yapmaksızın olmaz ey ahali. Araştırma nedir? Bunu da ayrı bir yazımda aktarırım sizlere. BAP kurulduğunda, Sayın rektörüm Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran hocamla öğretmeye çalışmıştık az da olsa bu işleri. Ama nafile oldu...

Uzaya gideceksen, kısa sözün özü, yalan söylemeyeceksin, özellikle kendine öncelikle.

Sonra liyakatı yerleştireceksin. Ama önce kendine bakacaksın, ben buraya layık mıyım diye...

Yani adaletin tesis edildiği bir ortamda, gerçek üniversiteleri, araştırma kurumlarını oraları hak eden hocalarla yeniden tesis edeceksin.

Özel sektörün araştırma yapmasına ve devletle rekabetine izin vereceksin. Hatta önüne geçireceksin. Vergiden muaf hale getireceksin. Geri ödemesiz parayla araştırma birimlerinin kurulmasını sağlayacaksın.

O zaman uzaya da gidersin. Mars'a da yerleşirsin. Ama önce düşün! Neden gidiyorlar uzaya sorusunun yanıtını bulmasın? Buldun mu?

Esen kalın. Sevgilerimle.