Bursa
Çok Bulutlu
15.5°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Suat Sapan
Suat Sapan
suatsapan@lifebursa.com

Türksık Biz!

30 Temmuz 2021 Cuma, 12:59

Rahmetli babaannemle aynı evde yaşadık.
Evimizin neşesi, direği, ağabeyimle ikimizin koruyucu meleğiydi.
Babamın istemediği şeyleri yaparken yakalandığımızda, kaçtığımız tek yer kollarının altıydı.
Gözleri, yaşamının son 9 yılında, onu yarı yolda bıraktı ne yazık ki!
Ama o yaşamı bırakmadı. Her zaman dirençliydi.
Yıllar geçtikçe, evin her bir köşesini ezberlemişti artık!
Kendi işini kendi görürdü rahatlıkla.

Yugoslavya'daki günlerini anlatırdı bazen.
Keyifle dinlerdik.

1935 yılı olduğunu hatırlıyordu hayal meyal.

Türk'lere baskılar artınca, Üsküp-Kalkandelen'i ve evlerini terk etmek zorunda kalmışlar.
Kocası ve 4 çocuğu düşmüşler yollara.
Bazen yürüyerek, bazen kağnılarla, çok nadiren de trenle.


Tren yolculuğundaki bir ayrıntıyı sürekli anlatmasını istiyoruz.
Bıkmadan usanmadan ve heyecanla anlatıyor.


Yolculuğun bir anında tren askeri bir kontrol noktasında duruyor.
Askerler treni ve yolcuların eşyalarını kontrol etmeye başlıyorlar.
Babaannem nasılsa biriktirdiği 2 altını üzerindeki soluk hırkanın cebine koyuyor, hırkayı da daha karanlık ve kendilerinden uzaktaki bir askıya asıyor.
Büyük bir heyecanla, çaresizlikle ve duayla geçiyor saatler.
Askerler hırkayı farketmeden işlerini bitiriyor ve trenden iniyorlar.
Trenin hareket etmesiyle hırkayı yerinden alan babaannem, gizli bir sevinçle çocuklara ve dedeme sarılıyor.
Biz de bu bölümü her defasında ayağa kalkarak, alkış ve tezahüratlarla yaşıyoruz.

Uzun ve çileli yolculuk nihayet Bursa'da sona eriyor.
Dedemin bile haberinin olmadığı 2 altınla, Hisar'daki ev alınıyor ve yeni bir yaşam kuruluyor.
Dedem çiftçilik, amcam fabrika bekçiliği ve babam da askıcılık yapmaya başlıyor.
Derken babamın anıları yavaş yavaş birikiyor.

Babam henüz 10 yaşında.

İşten fırsat bulduğunda sokaklarda diğer çocuklarla oynamaya çalışıyor.
Ancak konuşurken aksan Yugoslavya'ya doğru kaçınca sıkıntı oluyor!
Çocuklar hep bir ağızdan tezahüratta!
'Arnavuti zoti .........!'
Babam büyük bir kızgınlıkla karşılık veriyor.
'Biz Arnavut değilsık,
Türksık!'

Bu toprakların gerçek sahipleri; arkalarında evlerini, tarlalarını, paralarını, eşyalarını, akrabalarını, dostlarını, anılarını bırakarak geldiler.

Çoğu yardım almadan kurdu geleceğini.
Ayakta kaldılar ve Türkiye'yi çağdaş ülkeler düzeyine çıkarmak için çabaladılar.

Daha sonraları da Todor Jivkov'un zulmünden kaçan Bulgaristan'daki soydaşlarımız katıldı aramıza.
Sahip oldukları niteliklerle onlar da vatanlarına değer kattılar.

Ya şimdi!

Bizden olmayan, gelen değil getirilenlerin, altımızı oymaya çalıştığı garip bir dönem yaşıyoruz!

Bu süreci tersine çevirecek gücümüz var ve çevireceğiz elbet!