Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Tayfun Carlı
Tayfun Carlı
tayfun.carli@lifebursa.com

Antalya Maratonu'ndan Runatolia'ya...

09 Mart 2021 Salı, 10:50

7 Mart'ta emektar maratoncu Necat Hümmet, namı diğer maraton canavarı ile birlikte, Antalya'da maraton koştuk.

Biz maratonu mesafe olarak koştuk döndük ama, maratonla ilgili bir ize rastlayamadık maalesef.

2006 yılında muhteşem bir atletizm şöleni ve halk katılımı aleviyle başlamış olan Antalya Maratonu bir garip hal almıştı, 2021 yılında.

Adında dahi maraton ifadesi yoktu...

Kayıt ve yarış kiti dağıtım yerinde de maratonla ilgili bir ifadeye rastlayamadık. Start yerinde ve sonrasında da göremedik.

42K, 21K ve 10K ifadeleri kullanılmış.

'K' ne? Kilometre mi? Kalori mi? Yoksa Potasyum mu?

Saçma sapan bir harf bu 'K'.

Maraton yazacaksın arkadaş, maraton...

Korkmadan, övünerek ve bilerek maraton yazacaksın.

Sonra da önünde saygıyla eğileceksin...

İlk yılından beri gitmeye çalıştığım ve yaş gruplarında şampiyonluklarım olan Antalya'daki bu etkinlik bambaşka bir hal aldı özellikle son 6 yılda.

Maraton 'K'lara dönüştü.

Maratonun 'K' lara dönüştüğü yerde neler olmuş peki:

Örneğin, maraton koşan sayısı ilk gün koşanlardan çok daha az.

Çünkü o artık bir maraton değil, 42K olmuş.

Kadınlar maraton şampiyonu ve maraton rekortmeni sevgili arkadaşım ve kardeşim Serap Aktaş, organizasyonu arayıp, maraton ile ilgili bir anket çalışması için aradığında, organizasyon maraton şampiyonundan bihaber...

Türk maraton tarihi ve maraton şampiyonlarından uzak, bambaşka amaçlara dönüşmüş maraton...

Aslında bu yozlaşmayı koskoca İstanbul maratonunda da başka biçimlerde görüyoruz.

Örneğin, İstanbul Maratonu'nun adı, 'N Kolay' İstanbul Maratonu olmuştu.

Yani, 'ne kolay, ne basit, hiç de önemi yok' gibi bir algı oluşturulmuş...

Yol koşularının en zoru ve en anlamlısı ve tarihsel açıdan felsefi önemi olan maratonun küçültücü bir forma dönüştüren bu 'Ne kolay' teriminden arındırılmasını doğru olacağını düşünüyorum.

Gelelim Runotalia startına: Yıllardan beri biz maratoncular en geç 15 dk kala start hattında yerimizi almaya gideriz.

Organizatör bir arkadaş bize bağırmaya başladı, tam starta giderken.

Ya kardeşim maraton koşacağız.

En moralli olmamız gereken zaman.

Bir fırça bize.

Nasıl bir cüret nasıl bir ahlaksızlık.

Kendimi zor tuttum. Nedeni yüzlerce kilometre araba sürüp, Antalya'da maraton koşacaktım.

Bunu heba etmemeliydim.

Ama insanım sonuçta: Dayanamadım ve 'Neden bağırıyorsunuz' diye sordum kibarca.

Tabi bağrışması karşısında benim kibarlığımı fark edince, şaşaladı sakallı, güneş gözlüklü, dövmeli ve motorlu orta yaşlı organizatör. Çünkü üzerinde dünyanın en büyük maratonlarından birinin sponsoru bir spor markası tişört bulunan bu bağıran canlı, 42K uydurmacasının bir piyonuydu.

Maraton kültüründen, onu koşanların ne derece duyarlı ve kaliteli insanlar olduğundan uzaktı.

Neden maraton koşulurdu?

Maraton koşmanın amaçları neydi?

Neden örneğin, Almanya'da bir yılda 250 maraton, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nde 400 maraton koşuluyordu?

Bu soruları bilmiyordu?

Maraton düzenleyenlerin, maraton koşmuş ve bunların üstatlarından bihaber olması, maratonunun amaçları dışında amaçlar edinerek maratonu organize etmeleri çok üzücü.

Maratonların ve onların yavru koşularının, ülke maratoncularını gerçekten kucaklayarak, onları ödüllendirerek, sağlık ve spor politikaları ile bütünleştirilerek, maraton bağlamında desteklenecek STK'ların mutlaka uluslararası standartlarda destekleyerek yapılmasının büyük önemi vardır.

Ama her şeyden önemlisi, maratonların, maraton koşanlara saygıyla, tüm toplumu kucaklayacak şekilde organize edilmesi gerekir.

Hayatımın en önemli kelimesi olan maratonun, aslında barışın savaşa, bilimin dogmaya, medeniyetin cehalete, kendini tanıyarak kazanılan tevazunun kibire dönüşümü anlamına geldiğini bilfiil yaşamış ve özümsemiş spor adamlarının denetiminde ve gözetiminde planlanmasıyla amacına ulaşacağını bilmenizi isterim.

İşte Almanya ve ABD'de yüzlerce tam maratonun düzenlenmesi bir rastlantı değildir, bir medeniyet sonucudur.

Antalya dönüşü sizlerle bu hafta paylaşmak istediklerim bunlar.

Esen kalın.

Saygılarımla.