Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Tayfun Carlı
Tayfun Carlı
tayfun.carli@lifebursa.com

Canımın içi diyebilmek...

15 Mart 2021 Pazartesi, 15:51

Bu haftaki yazıma Türkiye'nin dev ressamlarından, yazarlarından, şairlerinden ve sanat hocalarından biri olan Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun çok ama çok anlamlar içeren 'Üç Dil' şiiri ile başlamak istiyorum.

"En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Ana avrat dümdüz gideceksin

En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin

En azından üç dil

Birisi ana dilin

Elin ayağın kadar senin

Ana sütü gibi tatlı

Ana sütü gibi bedava

Nenniler, masallar, küfürler de caba

Ötekiler yedi kat yabancı

Her kelime arslan ağzında

Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla

Kök sökercesine söküp çıkartacaksın

Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek

Her kelimede bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Canımın içi demesini

Kırmızı gülün alı var demesini

Nerden ince ise ordan kopsun demesini

Atın ölümü arpadan olsun demesini

Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini

İnsanın insanı sömürmesi

Rezilliğin dik alası demesini

Ne demesi be

Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Ana avrat dümdüz gideceksin

En azından üç dil

Çünkü sen ne tarih ne coğrafya

Ne şu ne busun

Oğlum Mernus

Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun..."

Yıllarca etkisinde yaşadığım bu şiir hala aklımdan çıkmıyor...

Çağdaş olmak öyle kolay olmuyor.

Çağdaş olmak bir kültür meselesi.

Sanat kültürü, spor kültürü, bilim kültürü, birlikte yaşam kültürü, her şeyin kültürü gerekiyor modern olmak için.

Bunlar kolay elde edilemiyor.

Yüzyıllarca toksik etkiler olmadan zenginleşmek gerekiyor.

Çünkü kültür, saf ve temiz zenginleşmek demek....

Dişinizle tırnağınızla birey olarak çaba sarf etmeniz, bu emeğinizin sonunda elde ettiğiniz başarıların somut biçimde önce kendiniz tarafından tatmin bulması gerekiyor.

Başkası sizi takdir etse ne olur...

Yani önce aynada bir kendinize bakacaksınız.

Orada ne olduğunuzu gerçekten görmek için bakacaksınız.

Mesele kendini bilmek...

Burada samimi olacaksın...

Sonra anlayacaksınız ne olduğunuzu ve daha sonra ise çevrenize bakacaksınız ve çevrenizde kendinizi konumlandıracaksınız ve çalışacaksınız, daha medeni, daha çağdaş olmak için...

Ne demek çağdaş olmak?

Çağdaş olmak için dünya kültürlerini özümsemiş olmanız gerekiyor.

Bu özümsemeyi yapabilmeniz için ise, önce kendinizle samimi olmanız ve yalan söylememeniz gerekiyor.

Yalan kelimesinin beyin hücrelerinizdeki dağarcık depolarından silinmesi gerekiyor, daha doğrusu (Shift-delete)...

Atina'da 2004 yılında maraton koşmaya gitmiştik.

Maratonu efsane 'Panatinaiko' stadyumunda bitirdikten sonra, tesadüfen, bir grup Finlandiyalı maratoncu ile tanıştık.

Burada beni dille ilgili çok etkileyen bir olay daha yaşadım.

İçlerinden biri 'bizim kelime dağarcığımızda 'yalan' (İngilizcesi: lie) kelimesi yok' dedi.

İnanmamıştım.

Ama gerçekti.

İşte çağdaş medeniyete ulaşmak için, çağdaş eğitim şarttır.

Yalanı değil, doğruları, bilimi öğreten bir eğitimin sürecinin her düzeyde, anne rahminden, ölene dek nakşedildiği bir eğitime ihtiyacımız var.

İşte Bedri Rahmi hoca, onun abisi Sabahattin Eyüboğlu ve kardeşi Mualla Eyüboğlu gibi, Atatürk'ün yolunu aydınlatan meşalelerle eğitimin olduğu gibi bir eğitim sistemine gereksinim var ülkemizde.

Çocuklarımız otobüsü kaçırmış, büyükler sabah belki traş olurlarsa aynaya bakıyorlar.

Ülkenin durumu bu...

Eğri oturup, doğru konuşalım.

Dünya biliminden yoksunuz.

Çocuklar inekleri görmeden sütünü poşetlerde içiyor, tavukları görmeden yumurtaları mayonezlerle tadıyor, balıklarla denizde görmeden lokantalarda tabaklarda karşılaşıyor.

Ne eğitiminden bahsediyorsunuz?

Nerde bir su birikintisi bulsa, yamacında oturup, piknik yaptığını zanneden, pisliklerini çevreye atan, denizlerin en mavi yerlerine sözde mavi turlarda poşetler pet şişeler sallayan bireyleri mi eğitimli sayıyorsunuz bu ülkede...

Kelle saymaktan mı ibaret eğitimli insan saymak...

Kendinizi aldatıyorsunuz...

Aynaya bakmak yetmiyor beyler, aynada ne olduğunuzu görmeniz gerekiyor.

Çocuklarınızın üç dilde gümbür gümbür demesi gerekiyor.

Bilimde yoksunuz, sanatta yoksunuz, sporda yoksunuz.

Yani yoksunuz.

Atıp tutuyorsunuz.

Ülkeniz için ve kendiniz için, insanlık için bir ses verin.

Otobüs Bedri Rahmi dedikten sonra daha da uzaklaştı.

Tek dilde dahi anlaşıp, konuşamıyorsunuz.

Bunun sonucu, sürekli kavga ediyorsunuz...

Gelin çocuklara, üç dilde 'kırmızı gülün alı var' demeyi öğretelim.

İnsanın insanı sömürmesinin rezilliğin dik alası demesini öğretelim.

Üç dilde "canımın içi" demesini öğretelim bebeklerimize.

Sağlıkla kalın.

Saygılarımla.