SON DAKİKA
Hava Durumu
Yazının Giriş Tarihi: 17.09.2021 20:51

Stres ile mücadelede müziğin gücü

Hepimiz son yıllarda yaşadığımız felaketleri düşündüğümüzde toplum olarak ruhsal çöküntü içerisindeyiz. Salgın hastalık bir taraftan, ülke olarak ekonomik zorluklar bir taraftan, İşsizlik, Toplumsal şiddet, Kadına şiddet, kültürel yozlaşma, yaşanılan adaletsizlikler derken insan olmanın en temel gereksinimlerini unutur hale geldik. Her ne kadar beden sağlığı çok önemli olsa' da, ruhsal olarak sağlıklı olmamız hepsinden önemlidir. Çünkü ruhsal dengemiz beden sağlığımızı çok ciddi etkiler. Örneğin yaşadığımız stres kalp ritmini bozar ve bizde panik atak gibi bedensel sorunların çıkmasına yol açar. Peki modern hayatın getirdiği koşuşturma içerisinde stressiz bir ortam mümkün mü?

Tabiki hayır. Hayatımız' da sorunlarda stres' de biz yaşamaya devam ettiğimiz sürece olacaktır. Stresimizi sonsuza kadar yok edemesek de onunla baş etme yöntemlerini keşfedebiliriz. Birçok ruhsal ve bedensel hastalığın ilaçlar dışında farklı farklı sağaltım ve tedavi yöntemleri vardır. Çoğu antik toplumda bu yöntemler şamanlar, hekimler, toplum liderleri tarafından insanlar üzerinde kullanılmıştır. Ben bu hafta müziğin iyileştirici şifa verici özelliği üzerine durmak istiyorum ve daha önce Master tezimde çalışmış olduğum bir konunun alt başlıklarından biri olan "Müzikle Tedavi" konusunu paylaşmak istiyorum.

Müzik, evrensel bir dil olarak ilk insan var olduğundan beri çeşitli sorunlarda çözüm olarak kullanılan, doğaüstü bir güç olarak kabul edilmiştir. İlkel insan, kendi varlığının farkında olabilmek için çevresindeki bütün sesleri, yağmur, rüzgâr, hayvan seslerini taklit etmiştir. Aynı sesler taklit yoluyla tekrar edilerek, bu seslerin kaynağı üzerinde hâkimiyet kurma çabası insanın yaratıcılığını geliştirmiş ve yeteneklerini arttırmıştır. Ritimsel ezgiler ile veya taklit edilen seslerin çıkardığı melodiye güç atfedilmiş ve bu melodi doğaüstü güçlerle bağlantı kurmak amacıyla kullanılmıştır (Ayrıca son yıllarda yapılan araştırmalarda ortaya çıkmaya başladığı üzere antik dünya'nın insanları tapınaklarını yaparken kullandıkları malzemeler ve taşların beyin dalgalarını harekete geçiren, farklı frekans'ta sesler çıkarttıkları için bu sesleri şifa bulmak amacıyla toplu ayinlerde kullanmış olabilecekleri üzerinde durulmaktadır. Bu duruma en güzel örnek Stonehenge' de kullanılan megalitik taşlardır. Farklı frekens değerleri olduğu gibi sesin gücünü arttırmak için kullanılmış olabileceği muhtemeldir).

Var olan hastalıkların tedavisinde doğaüstü güçler, hastalıkların kaynağı görüldüğü için her türlü hastalığın tedavisinde bu güçler ile iletişim kurma yollarından en güçlüsü müzik olmuştur. "Söylenen şarkılar, çalınan müzik ve ritmi, yapılan danslar, yakılan tütsülerden maksat, kötü ruhları etkileyerek hastanın vücudunu terk etmesini sağlamaktır". Bu inanışlar Antik Çağ toplumlarına gelene kadar küçük değişikliklere uğramış olsalar dahi Mısır'da, Babil'de, Sümer'de, İbranilerde ve daha birçok toplumlarda kendine yer etmeye devam etmiştir.

Antik Yunan ve Roma toplumlarına gelindiğinde hastalıkların kökeni dini inanışlar çerçevesinde değiştiği ve tanrılara dayandırıldığı için tedavi yöntemlerinin büyük çoğunluğu tanrılar ile ilişkili uygulamalar ve ritüeller çerçevesinde gelişmiştir. "Antik Yunanlılara göre müzik tanrılar tarafından kendilerine gönderilmiş anlamlı bir armağandır ve bu sebepten çalgı aletleri tanrılara atfedilmiştir". Antik Yunanlıların hayatında dans, şiir ve dinsel tören birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. İlk olarak İlyada ve Odysseia'da müzik, tanrısal bir uyarı ve insanları etkileyen bir güç olarak belirtilmektedir. Mitolojide Hermes Lir ile, Pan Syrinx ile, Athena Aulos özdeşleştirilmiştir. Özellikle zihinsel sorunların tedavisinde, Yunan mitolojisinde güzel lir çalmasıyla ünlenen Apollon lir veya (kithara) çalarak insanların üzüntülerini ve sı­kıntılarını gidermiştir. Antik dönem müziği dinsel özelliklidir. Symposiumlarda, dini ayinlerde, festival ve şenliklerde, savaşlarda, cenaze törenlerinde ve hayatın her alanında kullanılır.

Apollon kültü ve birçok dini kültlerin bulunduğu kazı alanlarından arkeolojik olarak müzik aleti ve müzik aletlerinin betimlendiği seramik eserler günümüze gelmeyi başarabilmiştir. Ayrıca antik dönem müziğinin özellikleri arasında, sosyopolitik ve ritüel işlevlerin yanı sıra, kültün etkisini arttırmak, katılımcıların, coşku seviyesini yükseltmek ve kontrollü olarak transa, ekstazi durumuna girmesini sağlamak' da amaçlanmıştır. Bu durumu en güzel açıklayan örnek ise Dionysos kültünde, Euripides'in Bacchae'sinde de gösterildiği gibi, auloi, davul ve zillerle yapılan müzikte kendinden geçmiş bacchae'lardır.

MÖ 5. yüzyıllara gelindiğinde Tıbbi hekimlerin ve filozoflarında müziğin hastalıklarda kullanımı ile ilgili görüşleri mevcuttur. Örneğin; MÖ. 585-500 yılları arasında Pythagoras, umutsuzluğa düşen, derin üzüntü halinde olan kimseleri veya çabuk öfkelenen vuran, kıran hastaları bazı melodilerle tedavi edebilme imkanını araştırmıştır. Seslerin harmonisinin bir sonucu ve seslerin birbirine uyumu olan müzik, Pythagoras'a göre vücuttaki harmoninin bozulduğu durumlarda en etkili devadır.

Hipokrat, bazı hastaları iyileşemedikleri durumlarda teda­vileri için ilahilerle tapınağa götürmüştür. Hipokrat'a göre tıbbın diğer vasıtalarının faydasız kaldığı durumlarda müziğin denenmesi önem arz etmektedir.

Sokrat'ın öğrencisi Platon (Eflatun) MÖ. 400 yılların­da müziğin ahenk ve ritimle ruhun derinliklerine etki ederek kişiye bir hoşgörü ve rahatlık verdiğini belirt­miştir.

Antik Yunan'da müziğin birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Bunlar (mani, melankoli, epilepsi, depresyon, sıla hastalığı, cinnet, somnambulizm, letarji, katatoni, histeri, felç, afazi, tarantizma, korea, gut, ateşli hastalıklar, romatizma, veba, kızamık, kuduz) gibi hastalıklardır.

Antik Dönem'de şifahane olarak kullanılan Asklepieionlarda da müzikle tedavi uygulamalarının da var olduğu bilinmektedir. Özellikle Bergama'da bulunan Asklepeion'da Tanrı Asklepios, kızı Hygelia ve diğer hekimlerin müziği kullanarak son derece etkin tedaviler yaptıklarına dair bilgiler günümüze ulaşmıştır.

Ege medeniyetinde ve diğer medeniyetlerde de müzik terapi amaçlı kullanılmaktaydı. Günümüzde de dünyanın pek çok ülkesinde ruhsal ve bedensel sorunu olan hastaların psikiyatrik sorunlarını gidermede müzikoterapi uygulanmaktadır. Ayrıca Aristides'in musiki hakkında yazmış olduğu "İhtirasları Tedavi Etmek İçin Musiki" adlı kitabında, Antik Dönem'de bilinen ruhsal hastalıklardan, melankoliyi ele almakta; üzüntü ve sıkıntının büyük akıl bozukluklarına sebep olabileceğini belirtmektedir.

Xenokrates, delileri at kemiklerinden veya içi oyularak yapılmış bitki saplarından hazırladığı aletlerle müzik çalarak tedavi ediyordu. Çiçero ve Celsus da müziğin akıl hastaları üzerindeki etkisinden bahsetmektedir. Celsus, akıl hastalıklarının tedavisi konusunda şöyle söylemektedir:

"Saldırganlıkların kamçılanarak kontrol altına alındığı akıl hastalarında olduğu gibi, diğerlerinin de saldırganlıklarını sınırlamak lazımdır. Bazı hastalarda yetersiz gülmeler, azarlamalar ve tehditlerle engellenmelidir, diğer bazılarındaki melankolik düşünceler yok edilmelidir ki, bu amaç için müzik ve gürültüler kullanılabilir".

Celsus'un ifadelerinden anlaşıldığı üzere zihinsel hasta olan kişilerde tedavi amaçlı yöntem olarak müziğin ve gürültülerin kullanılması söz konusu olmaktadır.

Antik dünyanın uygulamaları bize gösteriyor ki farklı frekans aralığına sahip seslerin ve İnsan kulağına hoş gelen ezgilerin insanların ruh halleri üzerinde çok büyük bir etki yaptığı ve tedavi edici özelliğinin olduğudur. Sizde çok sitresli olduğunuz zamanlarda zihninizi dinlendirmek ve ruhunuzu arındırmak için sizi rahatlatan ve iyi hissettiren melodilerden yararlanabilirsiniz. Hayatınızdan müziğin eksik olmaması dileğimle.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar

Mustafa Kemal Paşa’nın incisi Miletopolis 

14.01.2022 14:14
Bursa’ya bağlı Mustafa Kemal Paşa ilçesi gerek tarihi, gerekse kültürel geçmişi ile çok zengindir. İlçenin tarihi paşalarda bulunan fosil yatakları ile 23 milyon yıl öncesi memeli hayvan gruplarını ve o dönem koşullarını anlamamıza imkan tanır. Fakat bugün bahsedeceğim konu miletlilerdir. &n

Bursa'nın En Gözde Mesleği Dilencilik

14.11.2021 01:39
Bu yazımda hepimizin hemen hemen her gün gördüğü defalarca yaşadığı, bazen görmezden geldiğimiz, bazen de başımızın gözümüzün sadakası olsun diye para verdiğimiz dilencilerden bahsedeceğim. Benim özellikle çok sıkıntı yaşadığım bir konu bu. Bursa'da her 100 m de karşımıza bir dilenci çıkmakta

Narkissos Mitosu ve Narsisistik(Narsizm) Kişilik Bozukluğu

11.10.2021 16:44
Antik Dönem 'de Narkissos mitosu Narsizm kişilik bozukluğu ile özdeşleşmiştir. Narkissos mitosunun birden çok versiyonları olmasına karşın şair Oividus tarafından anlatılan versiyonuna göre; Irmak Tanrısı Kephisos, Liriope isimli Nympha'ya âşık olur ve onu dalgalarıyla kucaklayıp ona sahip olur. Zam

Alışkanlıklarımızın Bilinmeyen Kökenleri

25.09.2021 20:13
Dünya'nın neresine giderseniz gidin, insanoğlunun çok çeşitli alışkanlıkları vardır. Bu alışkanlıkları her kültürde görmek mümkündür. Çoğu zaman neden yaptığımızı bile bilmediğimiz alışkanlıklarımız bize atalarımızdan ve önceki inançlardan miras kalmıştır. Mesela geçenlerde okuduğum bir makal

Ley Hatları (Ab-ı Hayat Enerjisi)

10.09.2021 13:01
Son zamanlarda çok popüler olan araştırma konularından bir tanesi' de Ley Hatları' dır. Öyle ki, yapılan araştırmalarla ortaya çıkan bilgiler çok şaşırtıcıdır. İlk Çağ'dan itibaren insanlar yaşam alanı seçimlerinde doğal su kaynaklarına yakın olması, gıda bolluğu, iklim koşulları, askeri a

Bithynia'da Mithra kültürüne ait izler

02.09.2021 18:21
Kült: tapınma, tapma, din anlamına gelen bir kelimedir. İnsanların inanç sistemleri doğrultusunda inandıkları ilahi varlık veya doğaüstü bir güce, inançlarını gösterebilme biçimlerindeki farklılıklar, uygulamalar, ritüeller bu kültün özelliklerini belirler. Öncelikle inanç konusundan bahsetm

Bursa'yı düşünmek

27.08.2021 16:51
Resim 1: https://tr.wikipedia.org/wiki/Bursa#/media/Dosya:Bursa.jpg Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum. Bursa denilince, aklımıza çoğunlukla Osmanlı kültürel mirasına ait yapılar (Ulucami), şehrin sembolü haline gelmiş yiyecekler (Kestane şekeri, İskender kebabı vb.), tarihte tan