“Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı” derler. 

En güzel miras daha doğrusu emanettir zeytin ağaçları. 

Geçmiş ve geleceğin köklü bir bedende hayat bulmasıdır.

Zeytin, Türkiye'nin ve dünyanın en önemli, en değerli tarım ürünlerinin başında gelir. Gerek sağlık açısından faydaları, gerek ekonomik katma değeri gerekse de kültürel özellikleriyle çok değerlidir.

Bu nedenle, zeytinlik alanların korunması, geleceğe aktarılması ülkelerin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Hani derler ya “Üç zeytin ağacı olan aç kalmaz…” diye, zeytinlikleri olan ülkeler de gelecekte dara düşmez.

Ama ne yazık ki efsanelerin, kutsal kitapların ‘Ölmez Ağacı’ ya da ‘Hayat Ağacı’ diye kutsadığı zeytin ağaçları bugünlerde hiç görmediği kadar zulüm görüyor. 

Ölmez Ağacı’nın dallarını kırıyor, kökünü topraktan ayırmaya çalışıyorlar.

O ise, adına ve tarihine yaraşır heybetiyle yaşamaya, dimdik ayakta durmaya her şeye rağmen devam ediyor. 

Direniyor!

Zeytinliklerin büyük bir özenle korunması gerekirken bizde hoyratça yok ediliyor.

Zeytinin kanunu vardır ama uygulaması keyfidir bu ülkede.

Tıpkı Akbelen’de olduğu gibi.

Zeytin hasadı zamanındayız.

Milas’taki Akbelen Ormanları’nda köylüler, dinamit sesleri altında zeytin topluyor şimdilerde. Kömüre karşı, zeytin ağaçlarını korumaya çalışanlar yıllardır uğradıkları onca zulme rağmen kadim değerimiz zeytinden vazgeçmiyor, ağaçlarını evlatları gibi koruyorlar.

Bir yanda toprağı, emeği, üretimi, doğayı yok sayan güç, diğer yanda üretmekten vazgeçmeyip; toprağını, ağacını, doğasını korumaya çalışan halk.  

Yani seveni, koruyanı da yok değil topraklarımızın. 

Üç kuruş değeri olmayan kömür için, geleceğimiz olan zeytin ağaçlarımızı feda etmek; cehalettir, deliliktir, açgözlülüktür, acizliktir ve bence en büyük hainliktir.

1 (1)

Zeytincilik Kanunu yok sayılıyor!

3573 Sayılı Zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerinin aşdattırılması hakkında kanun 1939 yılında hayata geçmiştir,  kısaca "Zeytincilik Kanunu" olarak bilinir ve halen yürürlüktedir.

Ve kanun maddesi çok açıktır;

Madde 20 – (Değişik: 28/2/1995-4086/5 md.) Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.

Akbelen’de, tabiri caizse köylülerin burnunun dibinde patlatılan dinamitler üzerine herkes gibi ben de soruyorum;

  • Nerede kaldı Zeytincilik Kanunu?
  • Kanunları göz göre göre çiğnenen ülkemde nerede kaldı hukuk düzeni?
  • Nerede bu hükümet?
  • Nerede bu halkın yöneticileri?
  • Devleti yönetenler halkını nasıl olur da bu denli görmezden gelir, nasıl olur da bu kadar acımasız olunabilir?

Dünya Zeytin Ağacı Günü

26 Kasım Dünya Zeytin Ağacı Günü idi. 

Dünya Zeytin Ağacı Günü, zeytin ağacının çok yönlü değerini anlamak, kültürel, ekonomik ve evrensel boyutları hakkında bilinçlenmek için bir fırsat sunuyor.

Zeytin sadece bir meyve değildir.

‘Soframızdaki pek çok gıdadan sadece biri’ olmaktan çok öte bir anlam taşır.

Tarihi ve kültürel anlamda çok güçlü bir simgedir zeytin ağacı. Zaten UNESCO tarafından böyle bir günün ilan edilme amacı da zeytinin temsil ettiği barış, akıl ve uyum değerlerinin tavsiye edilmesi, yaşatılması ve teşvik edilmesidir.

Zeytin, doğanın insana en cömert hediyesidir, kıymetini her zamankinden daha çok bilmeliyiz zira dünyada bir gıda krizi söz konusu. 

Okullarda tarım dersleri olmalı, bunun yanında da zeytin ve zeytincilik, altı çizilerek öğretilmeli. Geleneksel yöntemlerin, teknolojiyle buluşturulması ile birlikte hem toprağımız, ağacımız korunmalı hem de çiftçilerimizin işi kolaylaştırılmalı. 

En azında Dünya Zeytin Ağacı Günü’nde, dersler zeytinliklerde işlenmeli, öğrenciler zeytini tanımalı, zeytinliklerin önemini kavramalı. 

Ve zeytinlikler tartışmaya kapalı olmalı!

Zeytincilik Bakanlığı Kurulmalı!

Tarım Bakanlığı bu işin hakkını vermeli dahası bu ülkede bir Zeytincilik Bakanlığı kurulmalı!

UNESCO demişken, bir dönem üyesi olduğum Bursa UNESCO Derneği’ne de çağrımdır; 

Bursa, kendi içinde bir zeytin cennetidir. 

Bursa’da Zeytincilik ve Zeytinyağı konusunda UNESCO Derneği’ne büyük görevler düştüğünü düşünüyorum. 

Gerek tanıtım, gerek markalaşma adına atılması gereken adımlar gerekse çiftçilerimizin sesi olmak için yapılacak çok şeyler var.

Zeytinyağ fiyatları

Bu yıl zeytin açısından oldukça verimsiz bir sene. 

Yani ‘yok yılı’

Kuraklık, artan sıcaklıklar derken zeytinde verim düştükçe fiyatlar da ona paralel artıyor. Marketlerde fiyatların 600 liraları bulacağı söylenirken, (ki İstanbul’da çoğu markette fiyatlar çok da aşağı değil) köylülerden (Bursa, Gölbaşı köyü) aldığım fiyatlar 350 ila 500 lira arasında. 

Zeytinyağı reyonlarına zincir!

Avrupa’da geçen yıl son 500 yılın en büyük kuraklığı yaşandı ve zeytinyağı üretimi yüzde 33,7 oranında düştü. 

Dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi İspanya’da üretim 2022 yılında yaklaşık yüzde 48, İtalya’da ise yüzde 29 azaldı. 

2 (1)

İspanya, dünya zeytinyağ üretiminde lider konumunda iken, bu yıl market raflarındaki zeytinyağ şişelerine çalınmasın diye zincir çekildi. 

Zira yağın litresi 15 euroları buldu.

3 (1)

Yetersiz destek

Yine kendi köyümden örnekle, zeytin üreticisine yapılan desteğin yetersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 300 ağaç kadar zeytini olan çiftçiye (komşumuz) 900 lira gibi bir mazot desteği yapılmış. 

Mazot fiyatlarına selam olsun…

80 yaşında olan, hayatında zeytinclikten başka bir iş yapmamış bir diğer komşumuz ise; “Bittik, bittik. Masraflar anca çıkıyor…” dedi. 

Bakınız 80 yaşında, emekli ve halen zeytinciliğe devam ediyor! Bir de tarım emeklisine ikramiyeyi çok görmüşlerdi… Buradan onlara da selam olsun!

Ve kaçınılmaz son… Hileli Yağ!

Rekoltenin düştüğü, fiyatların tavan yaptığı bir sektörde kaçınılmaz olarak sahtekarlıklar türüyor. Piyasanın oldukça altında bir fiyata yağ görünce, haliyle şüphe duyuyoruz, duymalıyız.

Bu konuda  Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar bir basın açıklaması yaptı. Açıklamasından bazı bölümler şöyle;

“İçerdiği fonksiyonel nitelikteki bileşenler nedeniyle yağlar arasında ön planda olan zeytinyağı dengeli ve sağlıklı beslenmek için mutfaklarımızda her zaman kullanılıyor. Zeytinyağı en fazla taklit ve tağşiş uygulanan gıdalardan biridir. 

Tağşiş sorunu sadece ülkemizde değil, zeytinyağı üretilen ve ticareti yapılan ülkelerin tamamında yaşanan bir sorundur.

Zeytinyağının perakende fiyatını düşük tutarak daha fazla kar sağlamak için taklit ve tağşişe başvuruluyor. Tüketicilerimizin bu hile ve sahtekârlığı tespit etmesi mümkün değildir. Bu gibi taklit ve tağşiş ürünler kesin olarak laboratuvar testleriyle anlaşılıyor.”

“Üreticilerimizin emeği korunmalıdır”

“Üreticilerimizin binbir emekle ürettiği ürünü korumak, her türlü hile ve sahtekârlığa karşı çıkmak gerekiyor. Üreticilerimizin ürünü sofralarımıza içeriğinde ne olduğu belli olmayan yağ olarak girmemelidir.”

“Denetimler daha fazla yapılmalı”

“Tüketicilerin sağlıklı ve dengeli beslenmesinde önemli bir yeri olan zeytinyağında taklit ve tağşişin önlenmesi için 81 ilde denetimlerin sık sık yapılması gerekiyor. 

Denetimler sonucu sahtekarlık yapan firmalar ifşa edilmeli ve gerekirse kapatılmalıdır. Bizler bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Tüketicilerimiz de zeytinyağı alırken bilinçli olmalı, güvendikleri yerlerden veya firmalardan yağlarını almalıdır.”

Sonuç olarak, zeytinlik alanların korunması hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük bir önem taşıyor. Zeytinlikler, ülkemizin doğal ve kültürel mirasının bir parçasıdır ve gelecek nesillere aktarılması gerekmektedir. Bu nedenle, zeytinlik alanlara yönelik yapılaşmaya karşı koymalı, sürdürülebilir tarım teknikleri teşvik etmeli ve bilinçli tüketici davranışları desteklenmelidir..

Ben ısrarla, bir Zeytincilik Bakanlığı  olmalı diyorum. İyi niyetle, donanımlı kadrolarla kurulmuş, üretimi esas alan, zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünya lideri olmayı hedefleyen, çiftçiyi, üreticiyi dinleyen, anlayan bir bakanlık… 

Neden olmasın?

Umuyorum ve diliyorum ki;

Yeryüzünden zeytin bereketi eksik olmasın…